Konuk Odası

1 Ağustos/

1 Ağustos/ Konuk Yazar

Bazı tarihler vardır hayatın dönüm noktasıdır; benim için de 1 Ağustos
2014 öyle bir dönüm noktası oldu. O gün ben 40 yaşına girdim ama konu bu değil tabii ki. O gün hayatıma dair bildiğim her şeyin yalan olduğunu öğrendim. Bu bir insanın hayatını altüst etmeye yetebiliyor.
Ben dünyaya geldikten üç ay sonra Türk ve Müslüman babası tarafından ardından da 9 aylıkken Ayvalık Rumlarından annesi tarafından terk edilen, Rum büyükannesi tarafından yetiştirilen bir kız çocuğuydum.
Eşi kendisini genç metresi ile aldatırken yatakta kalp krizinden ölen, sonra da kızını bebesi ile ortada bırakan damadı yüzünden erkeklerden nefret eden büyükannem beni de "günah tohumu" olarak adlandırdı. Hep nefret etti.
O yüzden 1 Ağustos akşamına kadar bakireydi. 40 yaşında Avrupa'da okumuş, İtalya'da uzun yıllar tek başına yaşamış iç mimar ve bir bakire. Hiç gerçek anlamda sevgilim olmadı. Ben güzel bir kadınım, zenginim. Sarı saçlarım, menekşe gözlerim, 1.77 boyum ve kıvrımları yerinde vücudumla girdiğim her yerde ilgi çekerim ama gönül kapılarım artık hayatta olmayan büyükannem sayesinde kapalıydı. Hakkında hiç bir şey bilmediğim tek kare fotoğrafını görmediğim babam nedeniyle 18 yaşında müslümanlığı seçtim. Aslında bu tamamen büyükanneme isyanımdı aslında. Teknik Üniversite son sınıfta 20 yaşındayken de yaşlı cadı sonsuza uğurlandı. Yine de beni yetimhanelere bırakmayıp, evinde barındırdığı için minnettarım. Annem ve babam gibi beni o da terk edebilirdi. O ölünce annemin ya da babamın ortaya çıkabileceğini düşündüm ama yanılmışım. Artık tamamen yalnızdım. 20 yıldır da tek başınayım hayatta.Anne- babamı aramayı ise hiç düşünmedim. Öyle ya, yeri belli olan bendim isteseler arar bulurlardı.
Sevgi görmedim hiç. Bu yüzden de çok aramadım. Sevgisiz de oluyormuş derdim. Taa ki onu tanıyıncaya kadar. Hayatıma öyle bir girdi ki inanılmazdı. Sevgiyi, aşkı onda tattım. İki aydır birlikteyiz, onu istiyorum, arzuluyorum, bekaretimi ona vereceğim.Sadece aşkını istiyorum, başka hiç bir beklentim yok. Tek taş ile diz çökerek evlenme teklif etmesin ama benim olsun her anlamda.
Doğum günümde aşkım bana evime saat 20.00'de gelmemi, beni alacağını söyledi. Benim işim son anda iptal olan toplantı nedeniyle erken bitti ve hazırlanmak üzere evime geldim. Aşkım yardımcı kadınla işbirliği yapmış, ben dışarı çıkacağımızı sanıyordum oysa. Yerlerde balonlar, kovada şampanya, masada muhteşem bir pasta klimalarla evin içi buz gibi soğutulmuş, müziği açtığımda en sevdiğim parçaların sıralandığını gördüm. Şampanya kadehini elime aldığımda dibinde duran prenses kesimli tek taşı görünce evlilik teklifi geleceğini de anladım. Tanrım her şey çok hızlı değil mi? Neyse bunları sonra düşüneceğim anın tadını çıkarmalıyım.
Duşumu aldım. Sarı saçlarımı gevşek topuz yaptım, kırmızı iddialı bir elbise giydim. Hafif makyajımı tamamladım. İşte kapı çalıyor. Aşkım erken mi geldi yoksa kadından anahtarı almayı mı unuttu?
Kapıda biri sarışın, diğeri esmer 60 yaşlarında yaşına göre çok yakışıklı iki adamı görünce şaşırdım. İki adam da aynı anda konuştu.
"Maria", "Hürmüz", "Evet her ikisi de benim adım, siz kimsiniz ?", "Biz senin babanız", Anlayamadım ikisi birden mi, nasıl bir şaka bu?
Biyolojik babam sarışın olanı ve Rum annemin hamileliğinde bebeği istememiş zaten Amerika'ya başvurmuş kabul edilmiş o zaman ülkenin içinde bulunduğu şartlar nedeniyle kaçmak istiyormuş. Annem ise dini sebeplerle kabul etmemiş ve cadı annesi çözümü bulmuş. Esmer olan ise Türk ve anne-babamın çocukluk arkadaşları, fakir komşumuzmuş. Yaşlı cadı bu adama hatırı sayılır miktarda para vererek kağıt üzerinde nikah yaptırmış, üç ay sonra da boşanmışlar, annem de bir yıl sonra Kanada'ya gidip orada evlenmiş, üç çocuğu olmuş. Babamın da Amerikalı karısından iki çocuğu var. Soyadını aldığım adamın ise 4 çocuğu varmış. Aman tanrım yapayalnız sanırdım kendimi meğerse 9 kardeşim varmış dünyanın dört bir yanında.
Peki bu iki adam elele tutuşup ne diye kapıma bu en anlamlı günümde geldiler? Türk babam çok zenginmiş, ee zamanında bir soyadına karşılık aldığı sermaye kuvvetliymiş tabii. Sosyal medya sayesinde iki babam birbirlerini bulmuşlar. Aman da ne güzel. Neyse nüfusunda olduğumdan çocuklarının miras hakkını gasp etmemem için soyadını geri istiyor.
Teşekkür amaçlı annesinin adını vermişler bana o kalabilirmiş.
Diğeri ise bana soyadını vermek, DNA testi falan istemiyor. Sadece pisliğini temizlemiş adama vefa borcunu ödüyor.40 sene sonra eşini ve çocuklarını geçmişi ile üzemezmiş. Ben bir piçmişim. Üstelik karşımdaki iki adam da benden kurtulmanın yollarını arıyor. Kalktım önce bir kartvizit alıp kapıyı açtım ve Türk babama uzattım "Avukatınız beni arasın, ona avukat adı vereceğim. Şimdi ikiniz de defolup gidin ve sakın bir daha karşıma çıkmayın" dedim.
İşte hayatım böyle bir dakika içinde değişti. Hakkımda bildiğim her şey yalandan ibaretmiş. Hala üzülemiyorum bile şoktayım, kafam karmakarışık.
Aşkımla neler mi oldu o da gelecek günlerde, bu günlük sizi daha fazla yormayayım.

Etiketler

Yorumlar

Üye Girişi

E-Posta Adresiniz:

Şifreniz:

Sitemize Üye Olun

Şifremi Unuttum

Anket

En severek okuduğunuz Sır Kadın hangisi?

Psikolog Işınsu Gündüz
Bodoslama
Cygnus
Dekolte
Pure Love
Olgun Kadın
Alora
Külkedisi