Konuk Odası

Üşeniyorum Öyleyse Yarın

Üşeniyorum Öyleyse Yarın (26.01.14)

Son dört beş gündür sanki tüm dünyanın işini ben yapmışım gibi hiçbir şeye dermanım yok. Sürekli yataktayım. Yemek yemek için çıkmak dışında yatağın içinde kendime yuva yapmış durumdayım. Bu dermansız halime depresif bir duygu yoğunluğu da salça olmuş durumda. Sanki terk edildim ve bu hayatta yalnız bırakılmışım gibi. Hâlbuki kesinlikle öyle bir durumum yok. Böyle hissettiğimi bilseler T. başta olmak üzere annemin arkadaşları bile dâhil beni parçalara ayırırlar üstüne Ayşegül o parçalarımdan tütsü yapıp yakar. Annem, babam ve kardeşim de patlamış mısır yiyerek ellerinize sağlık nidaları ile izlerler. 

Verdikleri ilaçlardan biri kişinin intihara ve ya depresyona meyillenmesine neden oluyormuş. Ben de kendime: “Höst! Noluyorsun Lan!” dedim. Meğer ilacın muayyen günüymüş. Eee! Biz kadınlar bunu her ay belli bir süre çekiyoruz. Buna mı pabuç bırakırım ben. Vız gelir tırıs gider. 
 
Dün Duygum geldi bir anda hop diye. Bakkal dükkânına gider gibi şehir değiştirdi hatun. Bir mesaj aç kapıyı ben geldim diye. O da yuva yapıverdi başucuma, çizgi film izledik. “Aç gözünü izle bak uyuma.” yol yorgunu kıza yaptığım eziyet despot gibi. Bu gün de mutfakta yaprak sarıyorlar. Elimde örgüm, başımda yemeni, ayağımda patik çorap olsa evdekilerden birinin kayın validesi olurum. Nilay da torunum gibi arada gitsin su getirsin. 
 
Sabah fazlasıyla huzursuz uyandım. Gördüğüm rüyanın etkisinden olsa gerek. Rüyamda 4. ve ya 5. kemoterapiden çıkmışım. Hemşire beni odaya alıyor. Her yer metal kaplı ve bir metal sedyenin üzerine yatırıyorlar. Hemşire: “Artık saçının dökülmesine gerek kalmayacak.” diyor ve kafama bir şey sürüp sıkıyor. Kafamı tarıyorlarken bir anda dirseklerime kadar uzun dalgalı koyu kahve saçlarım beliriyor. Şaşırıyorum ve bunların bir anda uzamasının garip olup olmadığını ve kafama kimyasal sürüp sürmediklerini soruyorum. Bana tamamen doğal bir şey sürdüklerini ve artık saçlarımın dökülmeyeceğini söylüyorlar. Odadan çıkıyorum, saçlarımı görenler beğenmiyor ve çok mutsuz bir şekilde uyanıyorum. 
 
Uzun tedavi süreçlerinin sonunda insanda yarattığı his; “Acaba tekrar eskisi gibi sağlıklı olacak mıyım?” ya da “Eskisinden daha sağlıklı bir insan olacak mıyım?” o sorular geçecek bu sefer “Acaba tekrarlar mı?” ya da “Metastaz yapar mı?”. Kafamda o kadar çok kaygıdan kaynaklı soru işaretleri var ki bu yüzden kendi sesimi duyamıyorum. Zaman zaman bu yaşadıklarımı sanki ben değilde bir başkası yaşıyormuş gibi hissediyorum. Aynada gözümün içine bakan, konuşan ya da yemek yiyen ben değil de bir başkası gibi. Bir rüyada gibiyim. Biri gelip uyandıracak ve rüyadan hayatımın dersini almış olarak uyanacağım ve “Ne rüyaydı bunları bir daha yapmamam lazım” diyeceğim. Bazen gerçekten burada değilim. Beden olarak buradayım ama zihin olarak değilim. Kurduğum cümle bana ait değil ve ya yaptığım davranış beni yansıtmıyor. Farkında değilim hiçbir şeyin. 
 
Son zamanlarda beni en gıcık eden şey parmaklarımın ucundaki hissizlik. Dokunduğumu anlamak için eşyaları neredeyse avuç içi ile dokunacağım. Sana bile yazmaya üşeniyorum. Kendime en kızdığım huyum; “Üşeniyorum öyleyse yarın” mottosuna sahip olmam çoğu zaman. Kendi kendime yaptığım bu anlaşmadan bu kadar çabuk caymam takdire şayan. Kaba etlerimi kaldırma vakti.
 

Etiketler

Yorumlar

Üye Girişi

E-Posta Adresiniz:

Şifreniz:

Sitemize Üye Olun

Şifremi Unuttum

Anket

En severek okuduğunuz Sır Kadın hangisi?

Psikolog Işınsu Gündüz
Bodoslama
Cygnus
Dekolte
Pure Love
Olgun Kadın
Alora
Külkedisi