Konuk Odası

Suç Yine mi Hatunda?

Suç Yine mi Hatunda?

Suçu üstümüze alma gibi bir hastalığımız var hepimizin. Kadın olmanın kodlarından mıdır yoksa ataerkil ailelerin annesi tarafından bol tembihlenmiş kızları olarak yetiştiğimizden mi ne, her şeyin baş sorumlusu olarak kendimizi görürüz. Bu hastalığın sadece kendimde olduğunu sanırdım. Ta ki o sabah işyerinde Günce’nin ağlamasını görene dek…
Günce, beraber çalıştığım yedi arkadaşımdan biri. Tesadüfen tüm çalışanlar bayan bizim ofiste. Erkek kadın ayrımı yapmadığımız halde, bir şekilde bir araya gelmişiz. Açıkçası mucize yaratıyoruz. Çünkü bir buçuk yıldır beraber çalışıyor ve hâlâ iyi anlaşıyoruz.
Günce 30’lu yaşlarında olmasına rağmen ailesinin küçük kızıdır ve ne kadar yaş alırsa alsın liseli kız muamelesi görür. Eve geç gelmesi, cumartesi akşamı çıkmaları, bayram tatilleri hep sorun olur. Çünkü ailesi cümle alem kutlamaları, cümbür cemaat yemekleri, abartılı bir aradalıkları sever. O da ailesine düşkündür ama zaman zaman kendisine ait bir hayatı olamamasına üzülür.
Bir yılı aşkındır bir adamla çıkıyordu Günce. Başından bir evlilik geçmiş bu adam ilişkileri boyunca Günce’nin dengelerini sarstı, allak bullak etti. Geçenlerde de ayrıldılar. O gün bugündür Günce perişan. Adam onu öyle bir hale getirdi ki sanki ilişkileri boyunca tüm sorun Günce’deymiş de bu nedenle ilişkilerinin devamı olmamış gibi bir tavırlar içersinde. Bu da arkadaşımı mahvediyor.
 Adamın nasıl biri olduğunu bilmem ben. Tanımam da. Benim tanıdığım Günce’dir. Ve ben tarafım. Kimden tarafım? Elbette Günce’den tarafım. Arkadaşlarımın her daim tarafıyım; hatasıyla, saçmalamasıyla da tarafım. Arkadaşlarımdan da bunu beklerim. Ayrıldığım adamı benimle beraberken tanıyıp da bizim ilişkimiz bittikten sonra onun tarafına geçen çok paçoz gördüm. Böyle hatunlara –görüşsem bile- hayatta değer vermem. Arkadaşımı yanımda isterim. Kayıtsız şartsız benden vazgeçmesin isterim. Beni hatalarımla da sevsin isterim. Ben de arkadaşlarımı aynen böyle severim.
Günce’yi çok seviyorum; tıpkı anlattığım gibi, hatalarıyla, saçmalamalarıyla… Ama bu ilişkide elinden geleni yaptığını da biliyorum. Günce ilişkisi bittiğinden beri değişik bir ruh halinde. Sanki tüm suç kendinde gibi kahroluyor. Duygusal boyutta hırpalayıcı bir ayrılığın tüm sorumlusu oymuş gibi kahroluyor. Adamın son buluşmada “şöyle şöyle olmayaydın bugün yanımda nişanlım olarak geziyordun” terbiyesizliği kaç puan?
Yuuh!
Ökküüüüüz!
Bahşettin yaniiiii!
Senin nişanlın olarak gezme şerefini mi kaçırdı bu kadın? Vaaaah vaaaah vaaaaah…
Şerefsiiiiz!
Şimdi sen söyle bakalım; ilişkinin henüz tam bitmediği ama kalp sektesi yaşadığı dönemde, iddia ettiğin üzere güneş yağı sürmek amacıyla sırtında dolaşan o elini nerene sokalım biz senin? Sen ne yüzsüz bir adamsın ki, ayrılık acısı yaşadığını bildiğin bir kadına “… bugün yanımda nişanlım olarak geziyordun” lafı çakarsın? O kadın hiç olmazsa dürüst! O kadın hiç olmazsa kendi yaşadığına saygı duyuyor ve biten ilişkisinin ardından hüzünleniyor! O kadın hiç olmazsa sensiz kaldığı ilk anda el peşrevi çekmiyor başka enstrümanlarda! Çünkü o kadın, kadın gibi kadın!
Ama nedense suçu hâlâ kendinde buluyor…
 

Etiketler

Yorumlar

Üye Girişi

E-Posta Adresiniz:

Şifreniz:

Sitemize Üye Olun

Şifremi Unuttum

Anket

En severek okuduğunuz Sır Kadın hangisi?

Psikolog Işınsu Gündüz
Bodoslama
Cygnus
Dekolte
Pure Love
Olgun Kadın
Alora
Külkedisi