Konuk Odası

Taciz Var mı?

Taciz Var mı?

İlişkinizde tacize uğruyor musunuz? Bu soruya net ve kesin bir biçimde “hayır çok iyiyim, yok böyle bir sorunum” diyebiliyor musunuz yoksa içinizde bir şeyler sizi rahatsız ediyor, şöyle bir ikircikleniyor ama kabul edemiyor, kendi kendinize mantıklı çerçeveler uydurmaya mı çalışıyorsunuz? Çünkü çok yakınımızın yani özellikle partnerimizin uyguladığı şiddetin kurbanı kendimiz isek kabullenemiyoruz. Burada bir alıntıya yer verip Uzman psikolog Deniz Erdem’in tanımından yararlanmak istiyorum;
“İstismar edildiğinizi nasıl anlarsınız? Bazen çok açıktır. Fiziksel ya da sözel şiddete maruz kalırsınız. Ama bazen de, hatta belki de çoğu zaman, alttan alta, kendini belli etmeyen, hatta dışarıdan bakıldığında sanki size rahat batıyormuş gibi görünen istismar çeşitleri vardır. En tehlikelileri de bunlardır çünkü etrafınızdan da destek göremezsiniz. Adını koyamazsınız, çünkü belli belirsizdir, örnek veremezsiniz. Ama içinizde hep bir sıkıntı vardır. İlişki içinde olduğunuz kişinin etrafındayken kendinizi rahat hissetmezsiniz, her an yanlış bir şey yapacaksınız da suçlanacaksınız duygusuyla yaşarsınız. Yanlış bir şey yaptığınızda, ya da karşınızdakinin hoşuna gitmeyen bir şey söylediğinizde başınıza gelecek şey hep aynıdır, sizi surat asarak, göz temasını keserek, susarak cezalandırır. Üstelik “bir şey mi oldu?” dediğinizde de “hayır” cevabını alırsınız. Yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. O cezayı çekmek, karşınızdakinin size sessizlikle attığı dayağı yemek zorundasınızdır. Şikayet ettiğinizde de anlayışsız ve de saldırgan taraf siz olursunuz. Bu tür bir ilişkiyi tek başınıza, kendi kendinize iyileştiremezsiniz. Ya çekip gideceksiniz, ya siz de göz temasınızı ve iletişiminizi keseceksiniz, ki her ikisi de ilişkiyi iyileştirmek için uzun vadede işe yaramazlar. Benim tavsiyem, eğer ilişkinizi sürdürmeye kararlıysanız, iyi bir ilişki terapisti bulmanızdır. Aşağıda yazdığım ipuçlarından faydalanarak bir ilişki terapistine ihtiyacınız olup olmadığına dair fikir edinebilirsiniz.
Bu tür bir istismar ilişkisi içinde olup olmadığınızı anlamak için önce gerçek duygunuzla temasa geçin. Mantıksal açıklamaları ve düşünceleri bir kenara bırakın. Rahatsız edilmeyeceğiniz bir odaya çekilin ve içinde bulunduğunuz ilişkide kendinizi gerçekte nasıl hissettiğinizi anlamaya çalışın. Çoğunlukla mutlu ve rahat mısınız? Yoksa kendinizi bir suçlu gibi hissediyor ve her an mutluluğunuz bozulacak duygusuyla mı yaşıyorsunuz? Elbette zaman zaman mutlu ve rahat, zaman zaman da tedirgin olabilirsiniz. Ancak ağır basan taraf sıkıntı ve tedirginlikse, kendinizi günah keçisi gibi hissediyorsanız, yanlış giden şeylerin faturası çoğu zaman size kesiliyorsa ve bir şekilde siz de bu faturayı istemeye istemeye baskıyla kabul ediyorsanız, karşınızdakinin her durumda zeytinyağı gibi üste çıkacağını hissettiğinizden memnuniyetsizliklerinizi dile getiremiyorsanız bu ilişkiyi gözden geçirme vakti gelmiş demektir. Yardım istemekten çekinmeyin, emin olun ki yalnız değilsiniz!”

Işte sırdaşlarım, tacize uğramak zaten kötü bir şey.. ama daha kötüsü bu durumu esas devam ettirenin kendimiz olması. Kabullenmemekle, ötelemekle, inkarla geçen her dakika bu tuzağa daha da batıyoruz. Öğrendiğimiz davranış biçimine aykırı olsa da, gidecek yeriniz olmasa da, yatırımınız boşa gidecek olsa da, korksanız da, kendinizi ölecek gibi çaresiz hissetseniz de şimdi, ŞİMDİ lütfen bir derin nefes alın ve “ben buradan uzaklaşmalıyım, burası bana zarar veriyor” deyin. Bugün bu an belki kabul etmeyeceksiniz ama emin olun ki barajda bir çatlak misali, içinizde duran ıstırabı ilk once damla damla, sonra o barajı yıkarcasına atacaksınız. Emin olun şımarıklık yapmıyorsunuz, çünkü biliyorum ki siz eğer bu soruyu kendinize soruyorsanız, şımarıklık yapamayacak derecede ezilen bir insansınız. Daha itaatkar, daha düşünceli, daha seksi, daha anlayışlı, daha akıllı, daha becerikli olsaydınız bunlar olmazdı demeyin, biliyorsunuz peygamber olsanız bile kötü niyetlinin zulmünden kurtulamazsınız, başınıza gelen şey şiddet hiç şaşırmayın… Ve bu o kadar yaygın ki. Tabii tokat, yumruk gibi belirgin bir şiddete maruz kalmak bile aslında daha bir şans sizinkinin yanında. Hiç değilse kendinize bile fiziki kanıtınız olurdu diycem ama o da bir yere kadar gerçek aslında, yoksa kurban her zaman başına gelen şiddeti rasyonelleştirebiliyor. Duygusal şiddet aslında varsa beraberinde fiziksel şiddeti de barındırıyor genelde, çünkü şiddet uygulayan için bu bir olgudur. Şiddetin biçimini dahi kendisi için kendi çıkarına belirler, çünkü etraftan anlaşılırsa konforu bozulacaktır. O nedenle çok zeki olan tacizciler bunu sanat halinde icra eder. Dışarıdan kimse bir şey anlamaz; siz yakınan, mızmız, nevrotik hatta deli damgası yerken o muhtemelen, mükemmel eş, melek, kahraman olarak algılanacaktır. Başınıza böyle bir şey geldiğini hissediyor ama ne yapacağınızı bilemiyorsanız, önce bilgi toplamaya başlayın. Büyük ihtimalle bir serebral narsistin kurbanısınız ve tehlikeli bir ortamda yaşıyorsunuz. Eviniz çok şık, lüks, iyi bir muhitte olabilir, ama siz hep “burası benim yuvam değil, güvende hissetmiyorum” hissiyle yaşıyorsanız ve mecburen bu ortamda kalmak gibi bir acizlik içine de itilmişseniz, derhal internetten ya da kitaplardan bu konuyla ilgili bilgi toplayın. Ben kendi deneyimime dayanarak söyleyebilirim ki, bilgilenmek bir kıvılcım yaratıyor. Sizinle aynı durumu paylaşan insanlar olduğunu anlayınca kendinizi deli gibi hissetmekten bir nebze kurtuluyorsunuz ve karanlıkta uzakta ufacık da olsa bir ışık beliriyor. Gidecekleri yeri bilemeyenler için o küçük ışık bir yön belirliyor. O ışığa doğru her adım size kurtuluşa götürecektir, emin olun. Elbette zor olacak, kolay olacağını vaadetmiyorum ama böyle yaşamaya devam ederseniz fiziksel olarak değilse bile ruhen öleceksiniz. Bir noktadan sonra çaresizlik felcine uğrayıp, artık sadece öleceğiniz günü bekleyeceksiniz. Belki şimdi bile bu hislere sahip olabilirsiniz. Ama bu yazıyı okumanızın ve sizde hissettirdiklerinin de bir anlamı var. Çeşitli travmalara maruz kalanlarla yapılan araştırmalarda, şiddet görenlerin çoğunluğu fiziksel şiddeti duygusal şiddete tercih ettiklerini söylemiştir. Duygusal şiddetin bir çok şiddetten daha acıtıcı ve etkili olduğunu ifade etmişlerdir. Fiziksel şiddet nedeniyle oluşan morluklarınız, kırıklarınız, kesikleriniz belli sure sonra geçmektedir, ama o şiddetin verdiği duygusal yaralanma senelerce terapi görseniz bile geçmeyebilir. Uzun sureli duygusal şiddet, benliğinizi geri dönüşsüz biçimde yokeder, acaba kurtulabilir miyim sorusunu soruyorsanız bilin ki benliğiniz henüz ölmemiştir ve siz bilin ki bu soruyu sorduğunuz için çok cesursunuz. Keşke yanınızda olup, sırtınızı sıvazlayabilseydim. Benim için siz bir kahramansınız.
 

Etiketler

Yorumlar

Üye Girişi

E-Posta Adresiniz:

Şifreniz:

Sitemize Üye Olun

Şifremi Unuttum

Anket

En severek okuduğunuz Sır Kadın hangisi?

Psikolog Işınsu Gündüz
Bodoslama
Cygnus
Dekolte
Pure Love
Olgun Kadın
Alora
Külkedisi