Konuk Odası

Ayşe Anne Oluyor

 Ayşe Anne Oluyor

 

Annelik zor iş. Bir evlat olarak 65 yaşına gelmiş annemden beklediklerimi düşündükçe daha da zor olduğunu düşünüyorum. Allah korusun anne hastalanmadığı sürece onun yaşlandığı bizimde büyüdüğümüz aklımıza gelmiyor. Aynı şekilde annelerimiz de yaşlandığımızı artık kendi kendimize yettiğimizi, anne ya da baba olduğumuzu düşünmüyorlar. Beynimizin bir tarafında rollerimizi kilitliyoruz. Şartlar belirgin bir şekilde değişmediği sürece de bozmuyoruz.

 

Dünyanın en güzel şeyi bir anneye şımarmaktır. Çünkü karşı taraf zaten şımartmaya hazırdır. Siz bir istersiniz o bin verir. Bazen hayattaki kızgınlıklarımızı onlardan çıkartırız. Bazan başkalarına olamayacağımız kadar onlara karşı kırıcı oluruz. Buna rağmen annelik içgüdüleriyle neye / kime kızdığımızı o kadar güzel hissederler ki, yüce gönülleriyle yine bizi affederler.

 

Ben anne değilim, bir evlat olarak anneliği anlamaya çalışıyorum. Anneliğe adım atarken ablamı ve arkadaşlarımı gözlemledim. Ancak her anlarını dakikalarını yaşamadım. Bu yüzden anneliğin ilk kıvılcımlarının bedende çakmasıyla başlayan değişimi çok da yakından izleyemedim. Bütün bildiğim vucutta başlayan deformasyon, özgürlüklerin kısıtlanmaya başlaması ve doğum sonrası iki yılın inanılmaz zor olduğu.

 

Bugünlerde farklı bir tecrübe yaşamaya başladım. Günde 8 saatten fazla bir hamileliği izliyorum. Çünkü sevgili yardımcım Ayşe hamile.

 

Ayşe,  hassas bir kişiliğe sahiptir. Ancak yeri geldiğinde bir dişi kaplana dönüştüğüde sıkca görülür. Çalışkan, mesai saatlerini değil işinin bitişini hedef alan allahın herkese nasip etmesini dilediği yardımcılardan. ( Aman nazar değmesin, ben çalışma arkadaşlarım konusunda şanslıyım.)

 

Ayse hamile, ancak onunla beraber bizde hamileliğin tüm sendromlarını yaşayacağız gibi görünüyor.  Ayse’ye gelenler ağlama ile geldi. “Gak “ diyoruz ağlıyor, aman yanlış anladın “guk “ diyoruz yine ağlıyor. Ne yapacağımızı şaşırdık. Öyle böyle değil; “ ama ben şimdi ağlayacağım “ deyip başlıyor. Ayşe’nin hassas olduğunu söylemiştim. Şoka girmeyelim diye bizi uyarıyor. Beş dakikalık molalardayız.  Geçen gün evden ağlayarak geldi. Eşiyle kavga etti zannettik. Meğerse eşi onun hazırladığı gömleği değil de ötekini giymiş. Ayşe’ye ciddi nedenler gerekmiyor. Çünkü o hamile...

 

Anneliğin ilk tohumları ile beraber duygusallığın iyice arttığını öğrendim. Ben ve diğer çalışma arkadaşlarım aman Ayşe’nin duygularını harekete geçirmeyelim diye parmak ucumuzda yaşıyoruz. Geçecek diye bekliyoruz.

 

İşin şakası bir yana, Ayşe ile daha birçok tecrübeyi de yaşayacağız gibi görünüyor. Benim departmanımda çocuğu olan kimse yok. Pür dikkat izliyor ve etkileniyoruz. Herkes kendi payına çıkarımlarda bulunuyor. Yakında aşerme, mide bulantılarımız, yoğun uyku durumu veya kilo problemlerimiz başlayabilir.

 

Halkla İlişkiler departmanı olarak elimizin değmediği konu yok. Yıllarca annelere ve çocuklara yönelik bir sürü etkinlik yaptık. Kitaplar bastırdık. Anne baba okulları açtık. Teorimiz çok kuvvetli ama yaşamadan olmuyor işte. Şimdi Ayşe ile beraber teoriden pratiğe geçiyoruz. Hayırlısı ile bebeğimizin gelişimini izleyeceğiz. Ultrason fotoğraflarından onunla arkadaş olacağız. Sekiz ay sonra da ofisimizin bir köşesi onun olacak.

 

Evet annelikle başlamıştık. Ben Ayşe ile yaklaşık beş yıldır beraber çalışıyorum. Ailemden biri gibi. Bazı yönlerini iyi tanıdığımı düşünüyorum. Verici ve fedakar bir kişiliği  vardır. İdeal anne modelinin şimdiden pek çok özelliğini taşıyor. Hamile olduğunu öğrendiğinden beri kendisi için normalde önemsemediği pek çok konuya karnındaki yavrusu için inanılmaz derecede dikkat ediyor.

 

Annelik her şeyin, insanın kendisinin bile önüne geçebilen muazzam bir duygu.

Ve bütün kadınlarda bu potansiyel var. Küçük bir tetiklemeyle alevleniyor. Böylesine güçlü bir bağlılık ve sevgi duygusunu insanın içinde hapsetmesi çok yazık diye düşünüyorum. Fazla çocuğa karşıyım ama allah verdiği sürece her kadın bu duyguyu yaşamalı.

 

Yüzünü görmeden bir varlığı hissetmekle başlayan bu duygu selini bir takım internet sitelerinde paylaşanlar var. Hamileliğinin son gününü, büyük tanışmayı kağıda dökmüş yazıları görüyoruz. Bazı küçük dipnotlarda göze çarpıyor “ esas doğumdan sonrası çok zor. Uykusuzluk bir facia “ gibi ama önemli değil.

 

Ayşe’yi izlerken kendi arkadaşlarımı düşündüm. Herkes başucunda ansiklopedilerle yaşamaya başlamıştı. Şimdi öyle değil. İnetrenete girip; Bebek.com, www.anneyiz.biz, Superanne.com, babyturk.com, Gebelik.org vb. bir sürü site buluyorsunuz. Hepsi de pembe mavi, çok şirin hazırlanmış.  Hamilelik ve annelik tecrübelerini paylaşan birçok kadın var. Gerçek tecrübeler şiirler yazılıyor, bebeğin günlüğü tutuluyor. Mesela Ece Arar Emener, “ Ece’nin hamilelik günlüğü” nün ardından “ bebeğimim ilk yılı” nı yazmış. Anı yayınlarından çıkmış. Kritiğinde içten yazılmış bir günlük diyor. Bir annenin çocuğunu içten anlatmaması mümkün mü?

 

Bir başka enteresan konu Pınar Kılıç  adında bir bilgisayar mühendisi doğuma giden saatlerini ve sonraki aşamalarını anlatmış. Bebeğinin doğduğu anda doktor tarafından ağlatılmasına inanılmaz kızmış. Bebeğinin canını yaktıklarını düşünmüş. Sonra’da bir yerde şöyle devam etmiş:” Anne adayları, özellikle de ilk defa anne olacaklar; hamilelik bir kadının tadabileceği en harika duygu. Ben hamileliğim boyunca özellikle de ikinci üç ayda kendimi Alice’in harikalar diyarında hissettim. Hamileliğin tadını çıkartın. Sıkıntılarınızı doğumdan sonra hemen unutacaksınız. Asıl iş doğumdan sonra başlıyor. Doğum sonrası vücudunuzu beğenmeyecek ve ruhsal açıdan moral bozukluğu yaşayacaksınız ama inanın çok çabuk toparlanacaksınız.”

 

 

İşin özü; Kadın olupta bu duyguyu yaşamak istemeyen herhalde yoktur. Ve anneler bundan dolayı çok özeldir.

Etiketler

Yorumlar

Üye Girişi

E-Posta Adresiniz:

Şifreniz:

Sitemize Üye Olun

Şifremi Unuttum

Anket

En severek okuduğunuz Sır Kadın hangisi?

Psikolog Işınsu Gündüz
Bodoslama
Cygnus
Dekolte
Pure Love
Olgun Kadın
Alora
Külkedisi