Konuk Odası

Aşkın gül bahçesi

 Aşkın gül bahçesi

 

Aşkın tarifi zor... Bana göre bir çok mantıksızlığı içinde barındıran, insanların daha başlarken sonunda acı olabilirmi hissini bir yumruk gibi midelerinde hissettikleri, risk unsuru en yüksek duygu biçimi.

 

Çoğu zaman aşkla mantığımız çelişir. Anı büyük bir keyifle yaşarken içimizde bir yerde gelecek kaygısı pır pır eder. İşte bu noktada kendimiz yoklamalıyız.Sevginin alışkanlığa dönüşmesine izin mi vermeliyiz, yoksa onu kutsal bir zırhla korumalı mıyız? Aslında kendimize karşı sabırlı olmalıyız. Aşk sabır ister, özveri ister, “iki kişilik sevgi” ister. Basittir, basit olduğu kadar karmaşıktır, karmaşık olduğu içinde çoğu zaman anlaşılmazdır.

 

Aşk her an her yerde karşımıza çıkabilir. Öylece durup onu fark etmemizi bekler, bazen farkedip büyüsüne kapılırız bazen de sessizce yanından geçer gideriz ve bir başka aşkın hayali ile yaşamaya devam ederiz.

 

Aşık olduğumuzu anlamamızı test edecek bir çok soru vardır. Neredeyse bu soruların barındırdığı duygu ve davranışlar evrenseldir.  Hindistan’ da ki bir kadınla Fransa’da ki bir kadın ya da batıdaki şehirli kadınla doğudaki köylü kadın kendine yanı soruyu sorabilir

 

İşte muhteşem sorular;

Herkes, O’nun size uygun olmadığını söylediğinde kulaklarınızı tıkayıp ona gittiniz mi? O’nun için herşeyinizi kaybetme pahasına risk aldınız mı? Aşkınız için neleri feda edebileceğinizi gösterdiniz mi? Umudunuz yitirmeyip, onunla olabilme ihtimalini düşündünüz mü; veya beraber olamasanız da O’nun mutlu olmasını istediniz mi?

 

Onunla sıcacık bir yuvanın hayalini kurdunuz mu? Aile olmanın vereceği sonsuz gururu düşündünüz mü?

 

Uyumadan önce rüyanızda onu görmek için dualar ettiniz mi? Savaşıp, mücadele ettiniz mi aşkınız için? Zorlukları göğüsleyip dimdik ayakta durabildiniz mi? Kendi sağlığınızdan önce onun sağlığı için endişelendiniz mi? Kendinize alışveriş yaparken hep ona da almak istediniz mi? Çalışırken bir an işten kesilip onu düşünerek gülümsediniz mi? Aniden O’nu arayıp “bugün sana seni sevdiğimi” ya da “özlediğimi” söylemiş miydim dediniz mi?

 

Ortak hayaller ve planlar kurdunuz mu? Aynı evi,  nasıl döşeyeceğinizi planladınız mı? Doğmamış cocuklarınıza isim seçtiniz mi? Onun için ailelenizin karşısında dimdik durup, “o demek ben demek benim gibi sevmelisiniz” dediniz mi?

 

Belki bunların hepsini aynı anda kendimize sormadık ama eminim bir çoğu hepimiz kafasından gelip geçmiştir. Bu soruları kullanarak aşkı çok rahat tanımlayabiliriz.  Kısaca mantığınızla duygularınızın çeliştiği noktaları bu sorular çok rahat ortaya seriyor.

 

Bu sorulara cevap bulamadığınız zaman aslında içimizdeki pır pırın şiddeti artar. Çünkü bir taraf diğerine bu fedakarlıkları göstermiyordur diğeri de bunu kabul etmese de hissettiği için pır pır ediyordur.

 

Mutlu aşık olabilmek için, basit gibi görünse de kafalarda oluşacak bu tip sorular paylaşılmalıdır.

 

Çok bilinen bir hikaye vardır. “ Gül Bahçesi”.  Aynı kasabada yetişen iki genç birbirlerini severler. Kız çok güzeldir, fiziksel güzelliği onu erkekten daha öne çıkartmaktadır ve daha iyisini bulabileceği sıkca çevresi tarafından söylenmektedir. Ve sonunda olmaz,  erkek kasabayı terkeder. Yıllar sonra döndüğünde sevdiği kızı sorar, evlendi derler ve evini gösterirler.

 

 Mütevazi fakat bahçesi muhteşem güllerle dolu bir evdir. Kız kapıyı açar, eskisi gibi güzeldir. Birbilerine uzun uzun bakarlar. Kız erkeğe bahçeden bir gül seçmesini söyler. Erkek gül bahçesine girer önce taze bir gül goncası görür onu koparmak ister, tam eğilirken ilerde daha güzelini farkeder. Hep daha güzel bir güle doğru ilerler ve bahçenin sonuna gelir. En sonun da koparmadan kızın yanına geri döner. Ve aldığı cevap onu şaşırtır. Kız büyük bir üzüntüyle “ben de hep en güzel güle doğru gittim ama sonunda yaşlı ve sevgisiz biriyle evlendim” der.

 

Aslında bu hikaye aşkın inceliğini anlatır. Bizi biz yapan seçimlerimizin kurbanı olan aşkları. En iyiye ulaşma sevdası ile neleri kaybettiğimizi gösterir.  Aşk açgözlülüğü kaldırmaz aynı bu hikayede olduğu gibi...

 

Aslında aşk o kadar ender bulunan bir şey değildir. Görmek , hissetmek gerekir. En önemlisi tek taraflı olmayacağı için çift taraflı emek gösterilmelidir. Sadece bir alıcı  veya bir verici ile aşk yürümez. Karşılıksız aşklar hastalıklı aşklardır, onları en kısa zamanda terketmek gerekir.

 

Unutulmamsı gereken en önemli konu ise  aşk’ın  içinde kocaman riskler barındırdığıdır. Riski bilmeyen ve göze alamayan aşık olmasın. Yukarıda sorduğum soruların içinde de hep risk vardı. Ve herkesin  girebileceği riskleri içermektedir ama asla tek taraflı cevap verilmemesi gereken sorulardır.

 

İşin özü; İki kişilik sevin, risk alın ve aşkınız için mücadele edin.

Etiketler

Yorumlar

Üye Girişi

E-Posta Adresiniz:

Şifreniz:

Sitemize Üye Olun

Şifremi Unuttum

Anket

En severek okuduğunuz Sır Kadın hangisi?

Psikolog Işınsu Gündüz
Bodoslama
Cygnus
Dekolte
Pure Love
Olgun Kadın
Alora
Külkedisi