Konuk Odası

Aşk Yanıbaşımızda

 Aşk Yanıbaşımızda

 

Uzun zamandır aşk yazmıyordum.  Aşkı unuttuğumu sanmayın. Ne  unuturum ne de unuttururum. Hayatımıza renk katan, en büyük acıları yaşadığımızı düşünüp bir daha asla dediğimizde  yine karşımızda bulduğumuz bu iksir öyle kolay kolay kenara atılacak gibi değil.

 

Aşkın tarifi zor...Ben aşkı;  “ Bir çok mantıksızlığı içinde barındıran, insanların daha başlarken sonunda acı olabilirmi hissini bir yumruk gibi midelerinde hissettikleri risk unsuru yüksek duygu biçimi.” olarak tanımlıyorum. Aşk sabır ister, özen ister, dinlemek ister ve en önemlisi hep iki kişi ister.

 

Aşk her an her yerde karşımıza çıkabilir.Öylece durup onu farketmemizi bekler, bazen farkedip büyüsüne kapılırız bazen de sessizce yanından geçer gideriz ve bir başka aşkın hayali ile yaşamaya devam ederiz.

 

En tehlikelisi ise sahip olduğumuz aşkı unuturuz. Klasik bir cümle ile özetleriz “ aşk zamanla yerini alışkanlığa bırakıyor, monotonlaşıyor ve adı sevgi oluyor.” Ben de böyle düşünüyordum ancak anladım ki yanlış

yoldayım. Sevgili yada karı koca heyecanını  kaybeden ilişkilerimizi böyle sınıflandırmak kolay bir kaçış yolu. Tembellik yapıyoruz, karşımzıdaki emek versin istiyoruz, konuşmuyoruz.

 

İlişkimizi test etmek elimizde. Alışkanlıklarımızın esiri olamadan hayatı doya doya yaşamalıyız. Aşık olduğumuzu ya da aşkımızın devam ettiğini

anlamamızı yardım edecek bir çok soru vardır. Bu soruların barındırdığı duygu  ve davranışlar evrenseldir. Soruların anlamı batıdaki şehirli kadın de doğudaki  köylü kadın içinde aynıdır.                  

 

İşte muhteşem sorular;

Herkes, O’nun size uygun olmadığını söylediğinde kulaklarınızı tıkayıp ona gittiniz mi? O’nun için herşeyinizi kaybetme pahasına risk aldınız mı? Beraber olamasanız da O’nun mutlu olmasını istediniz mi?

Onunla sıcacık bir yuvanın hayalini kurdunuz mu ya da Onsuz  bir evde yaşamanın dayanılmazlığını hissettiniz mi? Çocuklarınızın ona benzemesinden gurur duydunuz mu?

 

Onun için savaştınız mı ya da onunla her türlü zorluğu ve savaşı göze aldınız mı?  Kendi sağlığınızdan önce onun sağlığı için

endişelendiniz mi? Kendinize alışveriş yaparken hep ona da almak istediniz mi? Çalışırken bir an işten kesilip onu düşünerek gülümsediniz mi? Aniden O’nu arayıp “bugün sana seni sevdiğimi” ya da “özlediğimi” söylemiş miydim dediniz mi?

 

Kaybedince veya  olmayınca aşkın peşinden koşan bizler bulduğumuz zaman özen göstermiyor bir kenara bırakıveriyoruz.

Yukarıda da belirttiğim gibi aşk hassastır; özen ister, sabır ister ve iki kişi ister.

 

Sahip olduklarımızın değerini kaybetmeden anlamak bir erdem. Bir gayret unuttuğumuz aşkı yerden  kaldıralım, damarlarımızdaki kanı  harekete geçirelim.  Karşımızdaki erkeğin Mark Darcy kadınında Bridget Jones gibi  bakması için elimizden geleni yapalım.

 

.

İşin özü; Aşk yanıbaşımızda iken başkalarının aşklarında avunmaya çalışmayalım Titreyip kendimize gelelim sahip olduğumuz aşkın parmaklarımızın arasından kaymasına izin vermeyelim.

 

 

 

Etiketler

Yorumlar

Üye Girişi

E-Posta Adresiniz:

Şifreniz:

Sitemize Üye Olun

Şifremi Unuttum

Anket

En severek okuduğunuz Sır Kadın hangisi?

Psikolog Işınsu Gündüz
Bodoslama
Cygnus
Dekolte
Pure Love
Olgun Kadın
Alora
Külkedisi