Konuk Odası

Çocukları severim...

 Çocukları severim...

 

 

Çocukları severim. Özellikle 01- 04 yaş arası, yeni yeni konuşanlara bayılırım. Kalabalık bir ailede yetiştiğim için çocuklu ortamlara da alışkınım. Ama nedense kendi çocuğun yoksa veya yaşın ilerlemişse  ha bir ha on çocuk hiç farketmiyor, bir an önce kaçmak istiyorsun. Dayanma süren  kan bağı ya da yakınlığına  bağlı olarak değişiyor.

 

Ablam okuyunca üzülecek ama; ben  hep yeğenlerimin uyumasına iki saat kala onları ziyaret ederdim. Böylece onlarla istediğim gibi oynardım, birbirimize kırılmadan ve sıkılmadan yataklarına giderlerdi. Bu durum yıllar içinde yeğenlerimle olan ilişkimi hep heyecanlı ve özlem dolu kılmıştır. Dediğim gibi insanın kendi çocuğu olmadı mı, direnci düşük oluyor. Arkadaşlarım direncimi yülkseltmek için çok uğraştılar ama başaramadılar. Onlarla da çocukları dur kalk yaşına gelene  kadar biraz mesafeli görüştüm. Durumu bildikleri için  bana çok kızmazlardı çünkü çocuklarını gerçekten çok sevdiğimi bilirlerdi. Evet  çocukları çok severim ve garip bir şekilde onlarda beni severler. Bu nedenle benim sorunum sevgi ile değil sabırla ilgili.

 

Bir diğer özelliğim ise emanet çocuğa bakmaktan hiç hoşlanmam, aman başına bir şey gelecek diye çok korkarım.  Bu  yüzden de yeğenlerim dahil bir çocukla yalnız kaldığım en uzun süre dört saati geçmemiştir. Bu kısa sürede bir ağlama krizi, boğulma tehlikesi – hem de patatesle- ve bir kafa şişirme vakası yaşadım. Bunca sınava girdim çıkdım, iş hayatımda yüzlerce kriz yaşadım hiç biri bu dört saat kadar kötü değildi. İşte bu nedenle çocuklarla olan beraberliğimi kontrol ediyorum. Kısa süreli görüşmeler de onlar için çok iyi bir arkadaşım çünkü çocukla gerçekten çocuk olurum. Hayal dünyam zengindir, bir çok  masal uydurabilirim, enteresan oyunlar kurgulayabilirim yine de erken vedalaşmayı severim.

 

Tabii  her zaman durumu kontrol edemiyorum. Örneğin; bir restaurantta yemek yerken, havuz dayüzerken,  güneşlenirken, alışveriş yaparken... Binlerce kötü anım var.

Bu kötü anlarımda şunu keşfettim aslında bütün anneler ve babalar benim gibi. Onlar da  çocukları ile çok uzun zaman geçirmeyi sevmiyor, belli etmeseler de uyku saatinden iki saat önce evde olmak istiyorlar ama seçenekleri yok. İşte bu nedenlerle yukarıda saydığım yerlerde çocuklarını olabildiğince özgür bırakıyorlar. O mekanlarda geçirecekleri bir kaç saat içinde rahat etmek istiyorlar. Başkasının ne çektiği umurlarında bile olmuyor. İşte bu yüzden bir çocuk eteğimi çekiştirirken, çantamı karıştırırken veya havuz soğuk mu atlayayım mı acaba derken dipbaş ıslanırken gülmeyi öğrendim.  Çünkü anne baba dinleniyor. O an ne duyuyorlar ne görüyorlar. Geçici bir körlük ve sağırlık geçiriyorlar dolayısıyla özürlü vatandaşlara yardımcı olmak bir sosyal sorumluluk. Hatta böyle durumlarda çaktırmadan çocuğun başına bir şey gelmesin diye de dikkatte ederim.  Hepsini bir nebze idare etmeye çalışıyorum ama ben de insanım, ağlama ve bağırma sesine dayanamıyorum. Hele yalandan saatlerce süren ağlamalara... Bir insan nasıl cinnet aşamasına gelir ve kalır bunu biliyorum.

 

Haksızlık etmek istemiyorum. Her anne baba böyle mi? Genelde  evde haftasonu bakıcısı ya da büyükannesi olanlar da böyle bir sorun yok. Ama imkanı olmayan anne ve babalar bizleri birer yakın olarak görüyorlar. Bizde elimizden geldiğince akrabalarımıza (!) çocuklarına dayanmaya çalışarak yardımcı oluyoruz.

 

İşin özü; Ben çocuğun, ağlamayan, eteğimi çekiştirmeyen, havuzda beni ıslatmayanını severim ama önce çocuğu ile kaliteli zaman geçiren ve nerde nasıl davranması gerektiğni daha küçük yaşlarda öğreten anne ve babaları severim. 

Etiketler

Yorumlar

Üye Girişi

E-Posta Adresiniz:

Şifreniz:

Sitemize Üye Olun

Şifremi Unuttum

Anket

En severek okuduğunuz Sır Kadın hangisi?

Psikolog Işınsu Gündüz
Bodoslama
Cygnus
Dekolte
Pure Love
Olgun Kadın
Alora
Külkedisi