Konuk Odası

Madam Katia / İris Cıngı

 Bizi ayakta tutan halen bu kültüre sahip çıkanlardır,çünkü en önemli konu kültür değişti..’ Bu sözler tam 56 yıldır işine olan büyük sadakat ve aşkla bağlı olan İstanbul Beyoğlu’nda halen şapkacılık yapan Madam Katia’ya ait.. Annesi Madam Eva’dan devraldığı dükkanını ve işini çok önemsiyor. Dükkana giren her müşterisini büyük bir ciddiyet ve özenle dinliyor ve uygun olabilecek en uygun modeli öneriyor. İşine olan hakimiyeti ve deneyimi ise müşterisine oldukça güven veriyor.. 

 Madam Katia Türkiye’de özel üretim yapan hemen hemen tek şapka butiği. Yüzlerce modelin tamamı kendi özel tasarımı. Malzemelerin birçoğunu yurt dışından temin ediyor ve en hassas olduğu konu ise tasarım hırsızlığı. 
Dükkanda birkaç standart model dışında fotoğraf çekmek kesinlikle yasak. Bu yazılar küçük sempatik dükkanın hemen hemen her duvarında oldukça büyük puntolarla gözünüze çarpıyor. Buna rağmen yine de gelen her müşteriyi kendisi de ayrıca nazikçe uyarıyor. 
 Şapka satın almasa bile şapka denemenin bile kadınları iyi ve mutlu hissettirdiğini söylüyor. O gün yada o an bir şapka satın almasa bile yüzüne,saçlarına yakışan bir modelle aynaya dakikalarca bakan kadın kendini şık hissediyor. 
Madam Katia’ya göre şapka sanılanın aksine hemen hemen her türlü kıyafeti tamamlıyor. Modellerin her yıl modayla birlikte değiştiğini,bazen küçük bazen geniş kenarlı yada çiçekli modellerin revaçta olduğunu kendine has ve çok yakışan aksanıyla anlatıyor. Bu zarif aksan ve sohbet çok tanıdık ve eskiden beri sanki hep var olan, oldukça güven veren eski bir tanıdığın evindeymişim gibi hissettiriyor. 
 60’lı yıllardan önce Aznavour Pasajı’nda olan bu dükkan daha sonra bugünkü adresine Beyoğlu’ndaki Hazzopulo Pasajı’na taşınıyor ve duvarlarına iliştirilen fotoğraflarda neredeyse filmlere konu olabilecek kadar çok uzun bir tarih yatıyor. 
Yıllarca birçok mutlu olaya tanıklık etmiş dükkanın olumlu enerjisi içeriye adım atar atmaz sanki kucaklıyor. Madam Katia'ya göre 50’li yılların elit ve özgüvenli kadınları İstiklal Caddesi’nde yürürken döpiyeslerini yada tayyörlerini mutlaka şık bir eldiven,zarif bir çanta ve mutlaka buna uygun güzel bir şapkayla tamamlarken, günümüzde şapka kullanımı sadece düğün,nışan gibi çok özel günlere sıkışıp kalıyor. 
 
 ‘Gençlerin de artık yavaş yavaş şapka taktığını görünce inanılmaz mutlu oluyorum’diyor ve bunu söylerken de gözlerinin içi gülüyor. 
 
Bir de İngiliz Kraliyet At Yarışları’na yada Gazi Koşusu’na giden müşterilerin şapka aldığını söylüyor. Hatta bunun için İstanbul dışından da farklı birçok yerden özel şapka siparişi aldığını söylüyor. İşinde en büyük yardımcısı eşi Aleko..Biz sohbet ederken Aleko ekliyor ‘Biz sokaktan geçen müşteri dükkanı değiliz, buraya bize özel geliyorlar ,bu dükkana bizimle iş yapabilecek sadece bizi anlayan müşteri geliyor’ diyor ve bazı sanatçıların yada ünlülerin ise danışmanları aracılığyla şapka satın aldığını anlatıyor.. Çiftin bir de kızları olduğunu öğreniyorum,adı Liça...Şimdi kızlarının da bu işi öğrenmeye çalıştığını ,böylece üçüncü kuşağa taşımayı istediklerini anlatıyor. Kızlarının da bu işi kendileri gibi aynı hassasiyet ve özenle yapmasını içtenlikle destekliyor..
 
 İrili ufaklı yüzlerce modelin bazıları istendiğnde kiralanabiliyor. Ancak müşterilerin genelde tercihinin kıyafetine uygun renk ve kumaştan özel tasarım olduğunu anlatıyor. Her biri tek tek orada o dükkanın içinde bizzat madam Katia tarafından hazırlanıyor şapkaların. Renk renk kumaşlar,iplikler ve tüller arasında bir yandan da elinde iğne iplik büyük bir özenle ve her birini kendi eliyle yeni bir şapka hazırlıyor. Şapkaları ve hikayelerini büyük bir heyecanla anlatırken gözlerinde bir an bir hüzün okunuyor, yaptığı işin aslında özel bir sanat olduğunu anlatıyor ve ‘bugün sanatçılık artık çok zor, çünkü yaptığımız işin karşılığını alamıyoruz, maalesef değişen kültürle birlikte sanattan anlayanlar da azaldı’ diyor..
 
Yine de gençlerden umutlu olduğunu, onların da artık zaman zaman şapka taktığını, sanata ve sanatçıya değer verdiğini gördükçe sevindiğini ve mutlu olduğunu söylüyor.. 
 
 Bu küçücük dükkan ‘şapka’nın aslında bir moda meselesinden ziyade çok önemli bir kültür meselesi olduğunu düşündürüyor. Hazzopulo Pasajı’nın içindeki küçücük bu nostaljik dükkanda birbirinden güzel şapkaları duvara dayalı büyük varaklı antika aynanın karşısında tek tek denerken adeta zamanda geriye ışınlanmış hissi veriyor. 
Kapıdaki zile basılarak içeri girilebilen dükkanın sağında ve solunda bulunan iki küçük tül perdeli vitrin, günümüzün yaratıcılıkta sınır tanımayan ve şıklıkta birbirleriyle yarışan tüm çağdaş vitrin dizaynlarına inat, yaklaşık yarım asır önceki ilk günkü dokusunu halen koruyor. Bu eski doku ise İstanbul’un köklü ve yaşanmış tarihine dair müthiş ipuçları veriyor..
Salt bir dükkan olmasının çok ötesinde aynı zamanda Beyoğlu’nun da çok önemli simgelerinden ve adreslerinden biri olan bu dükkan geçmişten bugüne İstanbul’un aslında belki de en gizli hafızası, geçmişin geleceğe uzanan türlü hikayelerin ise en butik ve özgün kalmış tanığı..
İris CINGI

Etiketler

Yorumlar

Üye Girişi

E-Posta Adresiniz:

Şifreniz:

Sitemize Üye Olun

Şifremi Unuttum

Anket

En severek okuduğunuz Sır Kadın hangisi?

Psikolog Işınsu Gündüz
Bodoslama
Cygnus
Dekolte
Pure Love
Olgun Kadın
Alora
Külkedisi