Konuk Odası

Pure Love Makaleleri

 

Pure Love

Evlenmeden Önce

 Doğan Cücenoğlu hocamız bir anısını paylaşmış. Çok hoşuma gitti, kulağa küpe tarzında gençlerimize armağan etmek istedim ben de:

Evlenmiş boşanmış, elli yaşlarında aklı başında biri olarak tanıdığım Hanımefendi’ye üzerinde çalıştığım “Evlenmeden Önce” adlı kitaptan söz ettim. Doğan Bey, dedi, şimdiki aklımla yeniden evlenecek olsam, kişiyi daha iyi tanımak için şu dört durumda nasıl davrandığını görmek isterdim. Anlatmamı ister misiniz?

Anlatmasını rica ettim, kısaca şöyle açıkladı:

1- Aç olduğu zaman nasıl hissediyor ve nasıl davranıyor, ona bakardım. Duygusal bakımdan olgun değilse, aç insan sabırsız ve bencildavranmaya başlıyor.

2- Öfkeli olduğu zaman, bir şeye kızdığı zaman nasıl konuşuyor, nasıl davranıyor, dikkatle gözlerdim. Bencil insanın kızgınlığı ile olgun insanın kızgınlığı farklıdır. Diyebilirim ki bir insanın olgunluğunun en iyi göstergeci öfkesini nasıl yönettiğidir.

3- Kendini yalnız hissettiği zaman ne yapıyor? İçine kapanıp dünyaya küsen ve onu suçluyan bir tavır içine mi giriyor, yoksa yalnızlığıyla dost olup, hayatın bu hallerini de sakin bir olgunlukla kabul edebiliyor mu?

4- Yorgun olduğu zaman nasıl davranıyor? İnsanın bencil olup olmadığını en iyi yorgunken nasıl hissettiği ve davrandığı gösterir. İlişkinin önemini kavramış olgun insan ne kadar yorgun olursa olsun diğerlerini de düşünerek davranır.

Kendisine teşekkür ettim ve söylediklerini sizinle paylaşmaya karar verdim.

 


Devamı...

Pure Love

SEVGİ ÜÇ TÜRDÜR.."(eğer-çünkü-rağmen)

 



Yazarını bir türlü bulamadığım muhteşem bir yazıyı paylaşmak istedim. Yazarı bilen varsa yazsın lütfen.
Dünyada sevilmek istemeyen kisi yok gibidir" diye başlıyor Toyotome.
"Ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyor muyuz?" diye soruyor.. Sonra anlatmaya başlıyor..

"Sevgi üç türlüdür!.."

Birincinin adi "Eğer" türü sevgi!..

Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgiye bu adi takmış  yazar..
Örnekler veriyor: Eğer iyi olursan baban, annen seni sever. Eğer başarılı ve önemli kisi olursan, seni severim. Eğer es olarak benim
beklentilerimi karşılarsan seni severim. Toyotome "En çok rastlanan sevgi türü budur" diyor. Bir şarta bağlı sevgi.. Karşılık bekleyen sevgi.. "Sevenin, istediği birşeyin  karşılığı olarak vaat
edilen bir sevgi türüdür bu" diyor yazar..
"Nedeni ve sekli bakımından bencildir. Amacı sevgi karşılığı birşey kazanmaktır."
Yazara göre evliliklerin pek çoğu "e" türü sevgi üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor.
Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine w,hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne aşık oluyor ve beklentilere giriyorlar.
Beklentiler gerçekleşmediğinde, düş kırıklıkları başlıyor. Sevgi giderek nefrete dönüşüyor.
En saf olması gereken anne baba sevgisinde bile "Eğer" türüne rastlanıyor. Yazar bir örnek veriyor. Bir genç Tokyo Üniversitesi giriş
sınavlarını kazanarak babasını mutlu etmek için,çok çalışıyor. Okul
dışında hazırlama kurslarına da gidiyor. Ama başarılı olamıyor.
Babasının yüzüne bakacak hali yok. Üzüntüsünü hafifletmek için bir
haftalığına Hakone kaplıcalarına gidiyor. Eve döndüğünde babası öfkeyle
"Sınavları kazanamadın. Bir de utanmadan Hakone'ye gittin" diye
bağırıyor. Delikanlı "Ama baba, vaktiyle sen de bir ara kendini iyi
hissetmediğinde Hakone kaplıcalarına gittiğini anlatmıştın" diyor. Baba
daha çok kızarak, delikanlıyı tokatlıyor. Çocuk da intihar ediyor.
"Gazeteler intiharın anlık bir sinir krizi sonucu olduğunu söylediler,
yanılıyorlardı" diyor yazar.. "Delikanlı babasının kendisine olan
sevgisinin yüksek düzeydeki beklentilerine bağlı olduğunu anlamıştı!.."

İnsanlar "Eğer" türü sevginin üstünde bir sevgi arayışı içindeler
aslında.. "Bu sevginin varlığını ve nerede aranması gerektiğini bilmek,
bu genç adamın yaptığı gibi, yaşamı sürdürmekle,
ondan vazgeçmek arasında bir tercih yapmakla karşı karşıya
kaldığımızda önemli rol oynayabilir" diyor, Masumi Toyotome.. İlginç değil mi?..

ikinci türe geçiyoruz. "Çünkü" türü sevgi..

Toyotome bu tür sevgiyi söyle tarif ediyor: "Bu tür sevgide kisi, bir
şey olduğu, birşeye sahip olduğu ya da birşey yaptığı için sevilir.
Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula
bağlıdır."Örnek mi?.. "Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin.
(Yakışıklısın!)" "Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin,
o kadar ünlüsün ki.." "Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven
veriyorsun ki.." "Seni seviyorum.Çünkü beni üstü açık arabanla, o kadar
romantik yerlere götürüyorsun ki.."

Yazar, Çünkü türü sevginin, Eğer türü sevgiye tercih edileceğini
anlatıyor. Eğer türü sevgi, bir beklenti koşuluna bağlı olduğundan büyük
ve agir bir yük haline gelebilir. Oysa zaten sahip olduğumuz bir nitelik
yüzünden sevilmemiz, hoş birşeydir, egomuzu okşar. Bu tür, olduğumuz
gibi sevilmektir. İnsanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu
tür sevgi onlara yük getirmediği için rahatlatıcıdır. Ama derin
düşünürseniz, bu türün, "Eğer" türünden temelde pek farklı olmadığı
görürsünüz. Kaldı ki, bu tür sevgi de, yükler getirir insana.. İnsanlar
hep daha çok insan tarafından sevilmek isterler. Hayranlarına yenilerini
eklemek için çabalarlar. Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri
ortaya çıktığı zaman, sevenlerinin, artık ötekini sevmeye başlayacağından korkarlar.
Böylece yasama sonsuz sevgi kazanma gayretkeşliği ve rekabet girer.
Ailenin en küçük kişi yeni doğan bebeğe içerler.
Sınıfın en güzel kişi, yeni gelen kıza içerler. Üstü açık BMW'si ile hava atan
delikanlı, Ferrari ile gelene içerler. Evli kadın kocasının genç ve güzel sekreterine içerler.
"O zaman bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi?" diye soruyor,Toyotome..
"Çünkü türü sevgi de, gerçek ve sağlam sevgi olamaz" diyor.
Bu tür sevginin güven duygusu vermeyişinin iki ayrı nedeni daha var..
Birincisi.. "Acaba bizi seven kişinin düşündüğü kişi miyiz?" korkusu..
Tüm insanların iki yani vardır. Biri dışa gösterdikleri..
Öteki yalnızca kendilerinin bildiği..
"İnsanlar sandıkları kisi olmadığımızı anlar ve bizi terk ederlerse" korkusu buradan doğar.
İkincisi de.. "Ya günün birinde değişirsem ve insanlar beni sevmez olurlarsa.." endişesidir.
Japonya'da bir temizleyicide çalışan dünya güzeli kızın yüzü patlayan kazanla parçalanmış.
Yüzü fena halde çirkinleşince, nişanlısı nişanı bozup onu terketmiş. Daha acısı..
Ayni kentte oturan anne ve babası, hastaneye ziyarete bile gelmemişler, artık çirkin olan kızlarını..
Sahip olduğu sevgi, sahip olduğu güzellik temeli üstüne bina edilmiş olduğundan bir günde yok olmuş.


Devamı...

Pure Love

50 Yaş Manifestosu

 Leven Doğurga'yı tanımam. Ama 50 yaş manifestosu yayınlamış sosyal medyada. Bayıldım. Bugüne kadar yaşadığım, okuduğum, hayattan aldığım derslerin kısa özeti. Paylaşmak zorunda hissettim. Umarım beğenirsiniz.

1. İlk iş “Hayır” demeyi bileceksin. Bilmiyorsan öğren.
2. Sevmediğin hiç kimse ile ve sevmediğin hiçbir ortamda olma.
3. Birlikte olduğun kişiyi sadece güzel ve yakışıklı diye seçme. Egonu ilk terbiye etmen gereken yer budur.
4. Nefes almak kadar çok istediğin her şey gerçekleşecektir. Gerçekten iste.
5. Kendini sevmekten asla vazgeçme. Sana kendini kötü hissettiren insanlardan uzak dur.

6. Arkadaşlarınla asla para ilişkisi kurma. Borç isteme, verme.
7. Hayal kur. Hiç sınır tanıma…
8. Mutlaka yabancı bir dil öğren. Mümkünse sekiz dil konuş. Hayatının ne kadar renklendiğine şaşıracaksın.
9. Sevdiklerine zaman ayır. Yaşamın gerçek tadı bu.
10. Kendin ol. Seni kendin olduğun için kabullenecek insanları dost seç.
11. Öfke, nefret gibi olumsuz duygulardan arın. Her zaman seçim yapanın sen olduğunu unutma.

13. Mutlaka spor yap ve mutlaka bir hobin olsun. Ve bu konuda uzman ol.
14. Kimseyi inançları ve doğduğu yerle ilgili sınıflandırma. Unutma, sadece iyi insan ve kötü insan vardır.
15. Kitap oku. Tanımadığın insanlarla tanışır ve hiç gitmediğin yerlerde dolaşırsın.
16. Evlilik zor bir kurum. Arkadaş olamayacağın biri ile sırf güzel/yakışıklı ya da durumu iyi diye evlenme. Evliliğin ömür boyu süren bir bağlılık olduğunu unutma.
17. Sırtını dayayabileceğin, gözü kapalı uçurumun kenarında yürüyebileceğin insanla evlen.

18. Sevginden ve sevgisinden emin olmadığın, içinde küçücük de olsa şüphe duyduğun birinden çocuk yapma.
19. Sevdiğin işi yapmak harika olmalı, ama para kazanman gerektiğini unutma.
20. Fırsat buldukça seyahat et. Farklı kültürleri gözlemle. Seyahat etmek otel konforu yaşamak değildir. Dışarı çık.
21. Müzik dinle. Dans et. Dans etmemek hiç de havalı değil.
22. Sahip olduğun şeylerin sana sahip olmasına izin verme.
23. Yaşama sevincini yitirme. Hayat sıkılmak için çok kısa.
24. Ölümü hiç düşünme ve bundan korkma. Hayatı da erteleme!
25. Beyaz ya da pembe yalan söyleme. Yalan söylemek durumunda kaldığın bir ilişkide olma.
26. Hayatta bir duruşun olsun. Olaylara ya da kişilere göre eğilip bükülme.
27. İçindeki çocuğu büyütme. Yaş sayıdan ibarettir. “Yapamazsın” dedikleri hiçbir şeye aldırma.
28. Zorla hiçbir şey yapma. Ne yapıyorsan ona bir şeyler kat, sanki daha önce kimse yapmamış gibi. Yaşamak sanattır, unutma.


Devamı...

Pure Love

Kadın Kıskançlığı

Kadın kadına düşman derler.. Sahi niye kadınlar hemcinsini aslında çekemiyor? Bu soruya yanıt ararken elime bir kitap geçti.

Ünlü seksolog Shere Hite’ın son kitabı kadınların hemcinsleri ile arkadaşlık ilişkilerine odaklanıyor. ‘Women Loving Women (Kadınları Seven Kadınlar) adlı kitabında Hite; kadınlar arasındaki kıskançlık ve rekabetin sebeplerini de irdeliyor.

Kadınlar birbirleriyle iyi arkadaş olamazlar, çünkü aralarında hep bir rekabet, bir kıskançlık, bir çekememezlik vardır… Kadının en büyük düşmanı, kadındır… Kadın, kadının kurdudur… Bu sözleri defalarca duymuşuzdur. Peki ne kadar doğru?

Kadın cinselliği, kadın-erkek, kadın-aile ilişkileri üzerine yazdığı bilimsel olduğu kadar sansasyonel raporlarıyla tanınan dünyaca ünlü seksolog ve sosyolog Prof. Dr. Shere Hite, ünlü ‘Hite Raporu’ serisinin sonucusunda bu konuyu büyüteç altına alıyor. Yedi yıl aradan sonra yayınladığı yeni kitabı ‘The Hite Report on Women Loving Women / Kadınları Seven Kadınlar Raporu’nda ünlü araştırmacı, kadınların kadınlarla olan iş, aile ve dostluk ilişkisini incelerken, kadınlar arasında yaşanan kıskançlık ve rekabetin altında yatan sebeplere de ışık tutuyor. Bu konuyu ele alma sebebiyse son yıllarda kadınlar arasındaki rekabetin gittikçe artması.

 

 

 

 

 

 


Devamı...

Pure Love

Anı yaşa

 Anı yaşa 


Dibini bulamadan göçüp gideceğimiz bu dünyada, şu saniye sen ne yapıyorsun?
Bu saniyede Facebook'ta dünyada 50 bin ileti paylaşılıyor. Bu saniyede dünyanın bir yerlerine 100 yıldırım düştü.
Bu saniyede dünyada iki kişi yaşanmışlıkları ya da yaşanamadıklarını geride bırakıp sonsuzluğa gitti. Bu saniyede dünyada dört bebek doğdu. Onları kim bilir nasıl bir yaşam bekliyor. Bu saniyede 300 kişi  İnstagramda fotoğraf yüklüyor.
Bu saniyede 2 Barbie bebek satıldı. Bu saniyede Bill  Gates 1250 dolar kazandı.
Peki sen küçük dünyanda bu saniye ne yapıyorsun? Sevgilin telefonuna geç yanıt verdi diye bunalıma mı girdin? Kaynana laf mı çaktı? Sokakta yürürken topuğun mazgala mı sıkıştı? En sevdiğin bluzun suda mı çekti? Muhteşem bir üçlü orgazm için çabalarken cep telefonundan uzaktaki evladın mı aradı?
Yemeği mi yaktın? Kaldırımda yürürken üzerine su mu sıçradı? Otoparkta arabanı mı çizdiler? Kilo mu aldın? Makyajın mı bozuldu? Arkandan dedikodunu mu yaptılar? Tatil hayallerin mi yıkıldı? Patron fazla mesai mi yazdı? Kredi kartı borcunu ödeyemedin mi? Musluk mu damlatıyor? Akşam yemeğine çıkarken ne giyeceksin onu mu bilemedin? Kocana doğum günü hediyesi ne mi alacaksın? Gıdın mı sarktı? Botoks zamanın mı geldi?

Hayat geçip gidiyor? İncir çekirdeğini doldurmakla zaman kaybetmeden anı yaşa.. Carpe diem..


Devamı...
12345678910...
Üye Girişi

E-Posta Adresiniz:

Şifreniz:

Sitemize Üye Olun

Şifremi Unuttum

Anket

En severek okuduğunuz Sır Kadın hangisi?

Psikolog Işınsu Gündüz
Bodoslama
Cygnus
Dekolte
Pure Love
Olgun Kadın
Alora
Külkedisi