Konuk Odası

10/2016 Tarihli Makaleler

 

Postmodern Romeo ve Jüliyet

2016.10.19 9:55:55

 

“Arka masadan seni çağırıyorlar.” Evet, arka masaya meyve gönderir gibi çağırdılar beni arka masadan. “Sevişmeyeceksen git”le biten bir geceden iyi bir anımdır. Yarı zamanlı eskortluk kariyerimin doruk noktasına böyle geldim. İstanbul’da erkekler 2’ye ayrılıyor sanırım: 1.si “sevişmeyeceksen git”çiler 2.si “bakireysen sevişmeyelim”ciler tabi bu konu hakkında söz söylemeye hakkın yok çünkü mülk erkeğindir. Ha bir de sana acayip değer veren adam olur ya hep asla sevmediğin… Garibim! İşte, onu da denedim. Sevildiğini anlayınca o da “ya ben seni sevdiğimden emin değilim. Ya… Bilmiyorum ki…”ci oluyor.

Ama sevmek öyle bir şey değil ya hani… Asosyal birini sevince mesela, daha asosyal olsa da hep bana kalsa diyorsun ya hani… Sevgilisi olsa bile yani sana “yasak” olsa bile öpüşürken dudakların yanıyor, sana dokunduğunda ismini haykırabiliyorsun ya hani… Altında dümdüz olduğun ve artık geri gelmeyeceğini bildiğin anlar oluyor ya hani… Sanal sekste bile havai fişekler patlıyor ya hani… İşte bunları bilmek çok güzel. Sevdiğin insanla birlikte olabilmek her şeye değer. Bütün o “sevişmeyeceksen git”çiler de onun tırnağı bile olamaz.

İstanbul bu yüzden çekilir, bu yüzden daha güzel şimdi. Bir kere bile sevgilisi olamadığım ama her şeyim olan adamın saçlarımı okşadığında tattırdığı her şeyi hatırlattığı ve bunlar için varoluşuna teşekkür ettirdiği için güzel. Onunla uzak olduğumda onu hatırlattığı için güzel. İstanbul ben seni severken güzel be adam!


Ucuz Hissetmek

2016.10.5 14:50:20

 

Yakışıklı, havalı, özgüveni tam. Egosu tavan yapmış. 50'li yaşların başında ama kendine iyi bakmış. Görünüşü mükemmel ancak tıpkı bir ergen gibi davranıyor. Adeta bir tavus kuşu, çiftleşme öncesi seremonisinde gibi. Oysa tipik bir iş görüşmesine geldim. İş dışında bir beklentim olabileceği ile ilgili en küçük bir mesajım yok.

Karşı cinsin parmağına bakmayı bırakalı 25 yıl oldu. Kapıdan girdiğimden bu yana aldığı tavır karşısında parmağına gözüm kaydı. O da evli. Etrafta arkası dönük birçok fotoğraf çerçevesi olduğuna göre çoluk, çocuk, torun, torba sahibi. Benden önce eşimle de telefonda görüştüğü için benim de evli olduğumu biliyor.

Ne şimdi bu sürekli iltifat, kurlaşmalar, flörtöz havalar? Amacı belli aslında. Beni tavlayıp, çekiciliğini kullanarak işi ucuza yaptıracak. Görüşmenin gidişatı, bakışları, tacizleri midemi bulandırmaya başlıyor.  Koltuğun kolunu sürekli okşayarak bana bakıyor. Çarpık bir gülüş dudaklarında. Neredeyse "Hadi soyunalım" diyecek. Kendimi ucuz hissediyorum önce. Bu korkunç bir his. Hiç bir zaman menfaat ve para için bedenimi ve ruhumu kullanmadım. Birden ayılıyorum. Benim ucuz hissetmem değil, ruhunu, bedenini üç kuruşluk iş için kullanması, onu beyin fahişesi yapar.

Bu aydınlanma ile artık iltifat almaktan, bakışlarıyla taciz edilmekten bu yaşta kızaran yüzümü kaldırıp soruyorum, "Ergen muhabbetimiz bittiyse yaşımıza ve konumumuza uygun bir görüşme yapabiliriz değil mi?" Suratı donuyor, bozuluyor, rengi kararıyor. Görüşme tahmin ettiğim gibi kötü bitiyor. Zaten belliydi. "Biz diğer firmalarla da görüşelim, size döneriz" diyor.

Artık dayanamıyorum, "Siz diğerleri ile görüşüp onlardan birini seçin. Sizinle çalışmak istemiyorum" diyorum. İyice küstahlaşıyor artık, "Kadınlar bana bayılır. Sen de zoru oynayanlardansın ondan anlaşamadık. Bir orta yol bulurduk güzelim" diyor. "Zoru oynamıyorum. Ahlaki yapımın gereğini yapıyorum. Ben sizinle iş yapmaya geldim ama siz aşk yapacak birini arıyorsunuz o yüzden başka kapıya. İlk önce bana kendimi ucuz hissettirdiniz şimdiyse sizi ucuz görüyorum" deyip çıkıyorum. Aradan iki gün geçiyor telefon açıyor. Yanıt vermiyorum.



Ucuz Hissetmek

2016.10.5 14:49:51

 

Yakışıklı, havalı, özgüveni tam. Egosu tavan yapmış. 50'li yaşların başında ama kendine iyi bakmış. Görünüşü mükemmel ancak tıpkı bir ergen gibi davranıyor. Adeta bir tavus kuşu, çiftleşme öncesi seremonisinde gibi. Oysa tipik bir iş görüşmesine geldim. İş dışında bir beklentim olabileceği ile ilgili en küçük bir mesajım yok.

Karşı cinsin parmağına bakmayı bırakalı 25 yıl oldu. Kapıdan girdiğimden bu yana aldığı tavır karşısında parmağına gözüm kaydı. O da evli. Etrafta arkası dönük birçok fotoğraf çerçevesi olduğuna göre çoluk, çocuk, torun, torba sahibi. Benden önce eşimle de telefonda görüştüğü için benim de evli olduğumu biliyor.

Ne şimdi bu sürekli iltifat, kurlaşmalar, flörtöz havalar? Amacı belli aslında. Beni tavlayıp, çekiciliğini kullanarak işi ucuza yaptıracak. Görüşmenin gidişatı, bakışları, tacizleri midemi bulandırmaya başlıyor.  Koltuğun kolunu sürekli okşayarak bana bakıyor. Çarpık bir gülüş dudaklarında. Neredeyse "Hadi soyunalım" diyecek. Kendimi ucuz hissediyorum önce. Bu korkunç bir his. Hiç bir zaman menfaat ve para için bedenimi ve ruhumu kullanmadım. Birden ayılıyorum. Benim ucuz hissetmem değil, ruhunu, bedenini üç kuruşluk iş için kullanması, onu beyin fahişesi yapar.

Bu aydınlanma ile artık iltifat almaktan, bakışlarıyla taciz edilmekten bu yaşta kızaran yüzümü kaldırıp soruyorum, "Ergen muhabbetimiz bittiyse yaşımıza ve konumumuza uygun bir görüşme yapabiliriz değil mi?" Suratı donuyor, bozuluyor, rengi kararıyor. Görüşme tahmin ettiğim gibi kötü bitiyor. Zaten belliydi. "Biz diğer firmalarla da görüşelim, size döneriz" diyor.

Artık dayanamıyorum, "Siz diğerleri ile görüşüp onlardan birini seçin. Sizinle çalışmak istemiyorum" diyorum. İyice küstahlaşıyor artık, "Kadınlar bana bayılır. Sen de zoru oynayanlardansın ondan anlaşamadık. Bir orta yol bulurduk güzelim" diyor. "Zoru oynamıyorum. Ahlaki yapımın gereğini yapıyorum. Ben sizinle iş yapmaya geldim ama siz aşk yapacak birini arıyorsunuz o yüzden başka kapıya. İlk önce bana kendimi ucuz hissettirdiniz şimdiyse sizi ucuz görüyorum" deyip çıkıyorum. Aradan iki gün geçiyor telefon açıyor. Yanıt vermiyorum.



Üye Girişi

E-Posta Adresiniz:

Şifreniz:

Sitemize Üye Olun

Şifremi Unuttum

Anket

En severek okuduğunuz Sır Kadın hangisi?

Psikolog Işınsu Gündüz
Bodoslama
Cygnus
Dekolte
Pure Love
Olgun Kadın
Alora
Külkedisi