Konuk Odası

07/2016 Tarihli Makaleler

 

Daha 23 Yaşında

2016.7.15 16:51:23

 Kadın daha 23 yaşında. Bir kulak işitme engelli. İlçede oturuyor. Zihinsel engelli ablasından başka kimsesi yok. Çok güzel, alımlı bir kız.

Çevresindekiler 65 yaşında kanser hastası bir emekli ile baş göz etmişler. Üvey çocukları vicdanlı insanlar sanırım. Evlenirken ev, tarla ve otomobil vermişler. Yeter ki babalarına iyi baksın. Zihinsel engelli ablayı da kabul etmişler.

Kocanın durumu ağırlaşmış. Feryat figan ağlıyor "Ona bir şey olmasın" diye. "Bu kadar çok mu seviyorsun?" diyorum başlıyor anlatmaya:

"Minnet duyuyorum. Allah onu başımdan eksik etmesin. O bana aşık, biliyorum ama benim sevgim baba yerine. Çocuklarının tek şartı hamile kalmamamdı. Zaten gerek de yok. Bakireyim hala. Kocam şey olmuyor..

 


Madam Katia / İris Cıngı

2016.7.13 16:9:18

 Bizi ayakta tutan halen bu kültüre sahip çıkanlardır,çünkü en önemli konu kültür değişti..’ Bu sözler tam 56 yıldır işine olan büyük sadakat ve aşkla bağlı olan İstanbul Beyoğlu’nda halen şapkacılık yapan Madam Katia’ya ait.. Annesi Madam Eva’dan devraldığı dükkanını ve işini çok önemsiyor. Dükkana giren her müşterisini büyük bir ciddiyet ve özenle dinliyor ve uygun olabilecek en uygun modeli öneriyor. İşine olan hakimiyeti ve deneyimi ise müşterisine oldukça güven veriyor.. 

 
 Madam Katia Türkiye’de özel üretim yapan hemen hemen tek şapka butiği. Yüzlerce modelin tamamı kendi özel tasarımı. Malzemelerin birçoğunu yurt dışından temin ediyor ve en hassas olduğu konu ise tasarım hırsızlığı. 
 
Dükkanda birkaç standart model dışında fotoğraf çekmek kesinlikle yasak. Bu yazılar küçük sempatik dükkanın hemen hemen her duvarında oldukça büyük puntolarla gözünüze çarpıyor. Buna rağmen yine de gelen her müşteriyi kendisi de ayrıca nazikçe uyarıyor. 
 
Madam Katia’ya göre şapka sanılanın aksine hemen hemen her türlü kıyafeti tamamlıyor. Modellerin her yıl modayla birlikte değiştiğini,bazen küçük bazen geniş kenarlı yada çiçekli modellerin revaçta olduğunu kendine has ve çok yakışan aksanıyla anlatıyor. Bu zarif aksan ve sohbet çok tanıdık ve eskiden beri sanki hep var olan, oldukça güven veren eski bir tanıdığın evindeymişim gibi hissettiriyor. 
 
 


Aşkın gül bahçesi

2016.7.13 16:2:50

 Aşkın gül bahçesi

 

Aşkın tarifi zor... Bana göre bir çok mantıksızlığı içinde barındıran, insanların daha başlarken sonunda acı olabilirmi hissini bir yumruk gibi midelerinde hissettikleri, risk unsuru en yüksek duygu biçimi.

 Çoğu zaman aşkla mantığımız çelişir. Anı büyük bir keyifle yaşarken içimizde bir yerde gelecek kaygısı pır pır eder. İşte bu noktada kendimiz yoklamalıyız.Sevginin alışkanlığa dönüşmesine izin mi vermeliyiz, yoksa onu kutsal bir zırhla korumalı mıyız? Aslında kendimize karşı sabırlı olmalıyız. Aşk sabır ister, özveri ister, “iki kişilik sevgi” ister. Basittir, basit olduğu kadar karmaşıktır, karmaşık olduğu içinde çoğu zaman anlaşılmazdır.

Aşk her an her yerde karşımıza çıkabilir.Öylece durup onu farketmemizi bekler, bazen farkedip büyüsüne kapılırız bazen de sessizce yanından geçer gideriz ve bir başka aşkın hayali ile yaşamaya devam ederiz.

 

 

 


“Artık burda ben de varım!”

2016.7.13 15:59:21

 Merhaba,

 

Ben Özüm Borova… “Artık burda ben de varım!” demekten çok mutlu ve gururluyum. Benim de yazmak istediklerim var.

 

10 aylıkken geçirdiğim ansefalit nedeniyle ortopedik engelliyim. Dışarı çıktığımda zorlanıyorum yürümekte … Ama mutluyum. Yasam bize büyük bir armağan ve sağlıklı, mutlu geçirdiğim her an benim için çok kıymetli!

 

Tek bastonla yürüyebiliyorum. Yürürken zorlanıyorum. Engelliyim.  Ama, aslında bize engel olan sokaklar!  Kaldırımlar, yollar…

 

Yardim almayı sevmiyoruz. Her isimizi kendimiz yapmayı seviyoruz. Şehirleri mimari açıdan, engellilere gore düzenleseler, kimseden yardim istemek zorunda kalmayız. “Kızım senin yanında annen baban yok mu?”, “yalnız misin?” gibi sözler duymayız. Dışarıda , yardim almadan yürüyebilmek, kaldırıma tek başıma çıkabilmek istiyorum. Engelsiz bireyler için sıradan olan şeyler, bizim için ne kadar gurur verici ve önemli!

 

AVM’ler bu anlamda çok rahat. Her yer dümdüz.  Ama buralarda da insanların engelimi fark etmemeleri, umarsızca yanımdan geçmeleri beni üzüyor. Bana çok yakın geçmelerinden, bana takılacaklar, beni düşürecekler diye korkmak, sürekli bu endişeyle dolaşmak, beni iki kat yoruyor.  Sosyal konum olarak da güçsüz olarak algılandığımız için, “neden evinde oturmuyor” gibi de düşünenler oluyor belki de?

 

 


Üye Girişi

E-Posta Adresiniz:

Şifreniz:

Sitemize Üye Olun

Şifremi Unuttum

Anket

En severek okuduğunuz Sır Kadın hangisi?

Psikolog Işınsu Gündüz
Bodoslama
Cygnus
Dekolte
Pure Love
Olgun Kadın
Alora
Külkedisi