Konuk Odası

06/2016 Tarihli Makaleler

 

Merhaba,

2016.6.13 9:45:9

 Merhaba,

 

Ben Özüm Borova… “Artık burda ben de varım!” demekten çok mutlu ve gururluyum. Benim de yazmak istediklerim var.

 10 aylıkken geçirdiğim ansefalit nedeniyle ortopedik engelliyim. Dışarı çıktığımda zorlanıyorum yürümekte … Ama mutluyum. Yasam bize büyük bir armağan ve sağlıklı, mutlu geçirdiğim her an benim için çok kıymetli!

 Tek bastonla yürüyebiliyorum. Yürürken zorlanıyorum. Engelliyim.  Ama, aslında bize engel olan sokaklar!  Kaldırımlar, yollar…

 

Yardim almayı sevmiyoruz. Her isimizi kendimiz yapmayı seviyoruz. Şehirleri mimari açıdan, engellilere gore düzenleseler, kimseden yardim istemek zorunda kalmayız. “Kızım senin yanında annen baban yok mu?”, “yalnız misin?” gibi sözler duymayız. Dışarıda , yardim almadan yürüyebilmek, kaldırıma tek başıma çıkabilmek istiyorum. Engelsiz bireyler için sıradan olan şeyler, bizim için ne kadar gurur verici ve önemli!

 AVM’ler bu anlamda çok rahat. Her yer dümdüz.  Ama buralarda da insanların engelimi fark etmemeleri, umarsızca yanımdan geçmeleri beni üzüyor. Bana çok yakın geçmelerinden, bana takılacaklar, beni düşürecekler diye korkmak, sürekli bu endişeyle dolaşmak, beni iki kat yoruyor.  Sosyal konum olarak da güçsüz olarak algılandığımız için, “neden evinde oturmuyor” gibi de düşünenler oluyor belki de?

 

Engellilere yönelik önyargıların kırılması  ve engellilerin her alanda daha görünür hale gelmesi için bazı önlemler alınmalı ve gerekli düzenlemeler yapılmalı … Yoksa toplumsal dışlanmışlık engellilerin sosyal haklarının da ihlal edilmesine neden olmakta… Dolayısıyla, engellilerin sosyal ve ekonomik kaynaklara ulaşmakta zorlanmaları, yaşamın tüm önemli olanaklarından yoksun kalmaları kaçınılmaz...

Sonuçta; engellilerden medyada, sanatta ya da siyasette bizleri temsil edecek fazla kimse

 


Türk Tipi Çocuk Yetiştirme kuralları

2016.6.13 9:42:55

 

İnternette www.biliyomuydun.com adlı sitede çocuk terbiyesi yöntemlerimizi irdeleyen enfes bir yazı ile karşılaştım. Sizlerle paylaşmazsam yazık olur dedim. Türk tipi çocuk yetiştirmenin 12 altın kuralını bize  mizahi bir dille anlatıyorlar:

 Bak bak bak, Neriman! Görüyo musun çocuk iki saattir orda ööylece oynuyor. Melek gibi yemnederim, melek. Bak bak bak, dönüp bir kere “ana” dedi mi bak! Bak bak, gidip gelip yemeğinden yiyor, kendi kendine bitirdi. Melek yemnederim, bak bak…

Neriman’a gittiği tatil yöresindeki Alman veledini hayranlıkla gösteren Türk annesi, şaşkın, üzgün, kızgın. O kadar uğraşıyor, yemiyor yediriyor, içmiyor içiyor, uyumuyor uyutuyor, her türlü fedakarlığı yapıyor ama kendi çocuğu pancar motoru gibi bağırırken, Alman bebesi bilimadamı misali bi başına takılıyor.

Alman bebesi oyunundan başını kaldırdığında etrafı o kadar ciddi süzüyor ki, sanırsın birazdan mama önlüğünü çıkarıp Frankfurter Allgemeine’nin sayfalarını karıştıracak. Heyhat, bizim yavruysa iki dakikacık olsun bir konuya odaklanamıyor. Dikkati eksik, siniri bozuk, ağlamaktan bağırmaktan afedersin maymun kıçına döndü yavru.

Peki nasıl oldu bu? Fabrika ayarları olarak ikisi de standart insan yavrusu olarak gelen Alman ve Türk çocuğundan biri nasıl oldu da 3 seneyi bulmadan devreleri yaktı. Nerimaan neden böyle oldu benimkisi?

E kendin de diyorsun işte yemedin yedirdin, içmedin içirdin

 Arada bir kızdın ki haddini bilsin

 Sen hayır dedin babası evet, babası evet dedi sen hayır

 Anne baba söylemde sabit kaldıysa bile, devreye anneanne faktörü girdi

 Doğadan uzak, halı ve laminat parke üzerinde büyüyen şey, her ne olursa olsun bir süre sonra insanlıktan çıkacaktı, çıktı


 
“Nilay hanımın ortancasının ağzı var dili yok, biraz örnek al, annecim derken ağzından bal damlıyor çocuğun”


 
“Ezdirme kendini yavrum sen de ona vur, yolamadın mı o böceğin saçını başını kızım?”

Ona yasakladığınız her şeyi kendiniz yapın


Yavrum bırak kıracaksın ver ben yaparım

 “Hadi yatağa, uyku vakti, birazdan sallaya sallaya beynini muhallebi gibi yapacağım”

 Aşırı tepkiler verin, tolere edilemeyecek durumları normal karşılayın, biriktirin ve bir anda patlayın

 


Yazar

2016.6.8 13:51:46

 Engellilere yönelik önyargıların kırılması  ve engellilerin her alanda daha görünür hale gelmesi için kendini saklamayan aksine sırlarını  paylaşan yeni yazarımız.... Yarından itibaren sizinle.


Aşkın kapısı

2016.6.2 9:26:27

 Audrey Hepburn hayran olduğum biri. Bir dergide ona ait bir yazı okudum. Güzellik anlayışım o gün değişti. O yazıyı okuyup özümsediğim için çok mutluyum. Hepburn şöyle diyor:

 

Bir kadının güzelliği giydiği elbisede, beden ölçülerinde ya da saçını tarayış biçimlerinde değildir. Bir kadının güzelliği gözlerinden okunmalı, çünkü gözler kalbe, yani aşkın yaşadığı ülkeye giden kapıdır.

Siz de aşkın yaşadığı ülkeye giden kapıya gözlerinizle bakabiliyorsanız çok güzelsiniz. Ben o kapıdan geçmiş cennet bahçesindeki pınarın suyundan içmişim. Ne mutlu bana.


Aşk Yanıbaşımızda

2016.6.1 15:58:23

 Uzun zamandır aşk yazmıyordum.  Aşkı unuttuğumu sanmayın. Ne  unuturum ne de unuttururum. Hayatımıza renk katan, en büyük acıları yaşadığımızı düşünüp bir daha asla dediğimizde  yine karşımızda bulduğumuz bu iksir öyle kolay kolay kenara atılacak gibi değil.

 

Aşkın tarifi zor...Ben aşkı;  “ Bir çok mantıksızlığı içinde barındıran, insanların daha başlarken sonunda acı olabilirmi hissini bir yumruk gibi midelerinde hissettikleri risk unsuru yüksek duygu biçimi.” olarak tanımlıyorum. Aşk sabır ister, özen ister, dinlemek ister ve en önemlisi hep iki kişi ister.

 

Aşk her an her yerde karşımıza çıkabilir.Öylece durup onu farketmemizi bekler, bazen farkedip büyüsüne kapılırız bazen de sessizce yanından geçer gideriz ve bir başka aşkın hayali ile yaşamaya devam ederiz.

 

En tehlikelisi ise sahip olduğumuz aşkı unuturuz. Klasik bir cümle ile özetleriz “ aşk zamanla yerini alışkanlığa bırakıyor, monotonlaşıyor ve adı sevgi oluyor.” Ben de böyle düşünüyordum ancak anladım ki yanlış

yoldayım. Sevgili yada karı koca heyecanını  kaybeden ilişkilerimizi böyle sınıflandırmak kolay bir kaçış yolu. Tembellik yapıyoruz, karşımzıdaki emek versin istiyoruz, konuşmuyoruz.

 

İlişkimizi test etmek elimizde. Alışkanlıklarımızın esiri olamadan hayatı doya doya yaşamalıyız. Aşık olduğumuzu ya da aşkımızın devam ettiğini

anlamamızı yardım edecek bir çok soru vardır. Bu soruların barındırdığı duygu  ve davranışlar evrenseldir. Soruların anlamı batıdaki şehirli kadın de doğudaki  köylü kadın içinde aynıdır.                  

 

İşte muhteşem sorular;

Herkes, O’nun size uygun olmadığını söylediğinde kulaklarınızı tıkayıp ona gittiniz mi? O’nun için herşeyinizi kaybetme pahasına risk aldınız mı? Beraber olamasanız da O’nun mutlu olmasını istediniz mi?

 


Üye Girişi

E-Posta Adresiniz:

Şifreniz:

Sitemize Üye Olun

Şifremi Unuttum

Anket

En severek okuduğunuz Sır Kadın hangisi?

Psikolog Işınsu Gündüz
Bodoslama
Cygnus
Dekolte
Pure Love
Olgun Kadın
Alora
Külkedisi