Konuk Odası

03/2017 Tarihli Makaleler

 

Bulimik Annesi Olmak

2017.3.24 14:41:29

Çocuğunuz  “ Anne açım,  n’olur yemek” dediği olmuştur. Okuldan gelmiştir. Trafik, servis, sınav, yemeğe fırsat bulamamıştır.  Kusarken kapısında beklemişsinizdir; Alkolü kaçırmıştır.  Midesini üşütmüştür.

Bu başka. Çok başka.  

Patlayıncaya kadar tıkınıp sonrasında kendinizi kusturdunuz mu?

Onu anlarsanız  daha kolay yardım edersiniz belki.

Tıkınma  # Yeme atağı# kusma atağı # rahatlama #pişmanlık

Sonra sil baştan…  # acıkma # açlıktan kıvranma #Tıkınma  # Yeme atağı# kusma atağı # rahatlama #pişmanlık

 Yanındayım. Bu atakları  hemen durduramayacağını biliyorum. Doktorun önerisini dinleyelim.  Atak sayısını azaltalım.  

Bulimikler için kilo almak ölüm korkusu ile eş değer bir duygu.


Instagram Önerileri / Jale Türkmen Üzrek

2017.3.24 14:38:42

Instagram bilindiği üzere bir  fotoğraf paylaşım uygulaması.  Ama doğru adreslerle görsellikle birlikte ilgili olduğunuz mevzularda  çok pratik ve güzel bilgilere ulaşabiliyoruz.

İşte birkaç öneri:

Müzik:

Fazıl Say ilk sırada.   İhtima,l 262k  ile takipçilerden birisinizdir zaten. Onun gibi yoğun ve disiplinli çalışması gereken bir müzisyen olarak hesabını  asistanı  yönetiyordur  diye düşünüyorum.  Bir bakıyorsunuz genç bir popçu gibi sevgilisi  ile romantik bir paylaşım yapmış. Bir bakıyorsunuz,  geç bir saatte çalışma odasından spontane müzik ziyafeti.  Sosyal olaylar ve   politika hakkındaki cesur görüşlerini paylaşmaktan kaçınmayanlardan.

Mini  piyano dinletileri için Lucas & Artur Jussen çok güzel bir adres. Hollandalı bu iki güzel genç tam bir piyano sihirbazı.  Bir o kadar yakışıklı ama mütevaziler.

Yemek:

 İdil Tatari.   Pratik tariflerini tutturmamak mümkün değil. Çok da sevimli genç bir kadın.   Ama önerileri çoğunlukla bol kalorili.  Ancak misafirden misafire.  Hoş,  kendi incecik kalabildiğine göre biz de  kilo almayabilir miyiz acaba?   İlle sağlıklı  beslenme diye ısrarcıysanız, Therawboy çok güzel bir adres.  Bu  yakışıklı vejeteryan  genç Instagram kullanımını çok iyi biliyor.    Bazı önerilerini bizim pazarlarda bulmak zor olsa da  hayal gücünüzü kullanıp alternatif bir şeyler geliştirebiliyorsunuz.

Gezi: 

 Rotasız  seyyah.  Fotoğraf çekimleri ve altındaki bilgilendirici yazıları  çok başarılı!  Kalınacak yer, fiyat ve detay bilgiler kısa kısa önünüze servis ediliyor. Ayrıca her an hediye uçak bileti vs kazanabilirsiniz.  Sponsorları sağlam.  Hayırsever bir arkadaş da. Bir bakıyorsunuz  Afrika’da bir köydeki çocuklara  erzak yardımı yapıyor. Bir bakmışsınız  Peru’ya  ücra bir yerde yalnız yaşayan bir amcayı hastaneye yetiştirmiş.   

Gezi yazısı değince Minik Gezgin’i söylemeden geçemem.  Çocukları  dokuz aylıktan beri   bisikletle dünyayı gezmekteler. ( Şu aralar İznik’te yerleşik bir hayat  sürüyorlar.)  Fotoğrafları muhteşem ve   bilgilendirici.  Çocuk eğitimi mevzuunda  ilham verici yazıları var. 

Sağlıklı beslenme:

Doktor Nurhayat Gül’ ün sayfasında sağlam yazıların yanında , basit öneriler de var. Ayşegül Çoruhluoğlu ise tam bir Instagram piçi – tabiri caizse. Esprili ve basit anlatımı takipçileri hemen yakalıyor.

 

 

 

 

Kişisel Gelişim:

Terapi Defteri çok başarılı. Klişe bilgilerden kaçınıyor. Nokta atışı önerileri var. Ve  ayrıca dünya sorunları hakkında farkındalık yaratma çabası var.  Kullanıcı Deniz Erdem Instagram hesabını sadece para için yapmıyor belli.  

 

 


Mutluluğun günü

2017.3.20 15:58:26

 


Birleşmiş Milletler (BM), dünya üzerindeki insanların mutluluğu hatırlamaları ve kutlamaları için 2012 yılında 20 Mart'ı "Dünya Mutluluk Günü" olarak ilan etti. Bugün herkes mutlu olsun diye değil elbette. Mutluluğun insan yaşamındaki önemi ve mutlu olmayı öğretmek için böyle bir gün belirlenmiş.
Yaşam ya da Mutluluk Koçu falan değilim. Bugün medyada uzmanların görüşlerinden beğendiklerimi harmanlayıp, zaman sıkıntısı çekenlere hizmetim olsun dedim.
"20 Mart Dünya Mutluluk Günü" insanı düşündürmeye sevk etmek için oluşturuldu. Hızlı yaşam nedeniyle insanlar kendisi hakkında yeterince düşünemiyor.



Sıdıka Avar'ın Dağ çiçekleri/ Nurhayat Talay

2017.3.16 16:14:2

  


Yıllar önce İzmir Kadınlar Hapishanesi' ndeki mahkum kadınlara akşam dersleri verilmesi kararlaştırılmıştı .
Bir gün milli eğitim müdürü'nün odasına zayıf, ufak-tefek bir genç kız girdi. "Ben bu dersleri memnuniyetle kabul ederim, efendim," dedi.Müdür şaşırmıştı. Karşısındaki genç kız, okuldan yeni çıkmış, üstelik, son derece de hassas bir insana benziyordu.Müdür bir kez daha hapishanedeki tipleri gözünün önüne getirdi. Olacak şey değildi! Lakin düşüncesini belli etmedi.
"Peki, hoca hanım," dedi. "Bu işle meşgul olacağım."
İki hafta geçmeden, genç kız, soğuk ışıklar altında hapishane koğuşundaki akşam derslerine başlamıştı. İşi bittikten sonra, ince pardesüsünün yakasını kaldırıyor, süngülü nöbetçilerin, zincirli kapıların arasından geçerek sokağa çıkıyor ve hızlı adımlarla evine koşuyordu.
Hapishane müdürü de, milli eğitim müdürü gibi, hayretler içinde idi.O kavgacı, o geçimsiz mahluklar, genç öğretmeni hem sevmeye, hem saymaya başlamışlardı. Kadınlar hapishanesin de ilk defa böyle bir hava esiyordu.
Fakat işinde inanılmaz bir başarı gösteren kızın, bir süre sonra acayip bir suçla adliyeye götürüldüğünü görüyoruz.Hakkındaki isnat: Misyonerlik.Gittikçe kabaran dosyalar, hep misyoner öğretmenden bahsediyordu.
Neler de neler yapmamıştı ki:

Kadınlar hapishanesi derken Kinder Garten Teşkilatında çalışmalar, çocuklara iyi insan olmak etrafında bir takım telkinler. Bütün bunlar misyonerlik denilen şeyden başka ne idi?
İş o kadar dallanıp budaklandı ki, Atatürk meseleyi merak etmişti.
"Bana misyoner öğretmenin dosyasını getiriniz," dedi.
Bütün bir gece o dosyayı inceledikten sonra, ertesi günü öğretmen [Sıdıka] Avar'ı yanına çağırttı.Genç öğretmen Atatürk'ün karşısına çıktığı vakit bir yaprak gibi titriyordu.Atatürk, bu ufak-tefek kıza hayretle baktı.
"Misyoner öğretmen sensin, öyle mi?" diye sordu.Avar şaşırmıştı. Yavaşça,
"Efendim, ben öğretmen Avar," diye fısıldadı.Atatürk, o zaman genç öğretmene doğru parmağını uzatarak yüksek sesle şunları söyledi:
"Hayır, sen misyoner Avar'sın. Bana, senin gibi misyonerler lazım."
Ondan sonra da Atatürk fikirlerini açıkladı:
"Bir toplum, daha ziyade aile yoluyla, bilhassa kadın yoluyla kazanılabilirdi. "
Genç öğretmen doğuya gidecekti. Oradaki genç kızlar, hatta bunların arasında hiç Türkçe bilmeyenleri bile toplayacaktı. Onları, bu toplumun potasında yetiştirecekti. Sonra bu çocuklan birer ışık huzmesi altında köylere gönderecekti. Sözlerinin sonunda: "Git, memleketin içine gir, dağ köylerine, uzan, orada bizden ışık bekleyen yarının annelerini göreceksin , dedi.
Genç öğretmen, içi içine sığmaz bir halde Atatürk'ün yanından çıktı.İşte yıllar ve yıllardır Avar, doğu illerinden birinde Kız Enstitüsü Müdürlüğü'nde bu inanılmaz işle meşguldür.


Şimdi Elazığ, Tunceli, Bingöl çevrelerindeki halk, bu ufacık-tefecik kadından bir azize gibi bahseder. Onun hakkında iki yüze yakın mani, masal, ve çocukların dilinde sayısız avar şarkıları vardır. O, yol vermez, geçit tanımaz dağlara at sırtında tırmanır, dağ köylerinden, çoğu esmer köy kızlarını toplar, onları kendi ceketine sarıp okuluna götürür.
Avar, doğu'da gerçekten inanılmaz bir isimdir. Dağ tepesindeki köylere bu masal kadını, öğrenci toplamak için gittiği zaman köylüler,

"Kızımı da götür, Avar," diye atın üzengisine yapışıyorlar.

Şehre, Avar'ın okuluna gelen kızı, bir kere de üç-dört yıl sonra görünüz. Ben, bir insan yaratma mucizesini orada gözlerimle gördüm.



Hikmet Feridun Es

Hayat Dergisi 1957
----

Sıdıka Avar'ı "dağ çiçekleri" adı altında yaşadıklarını içeren notlardan  oluşan bir kitabı var. Gazeteci Banu Avar'ın annesi Sıdıka Avar'ın her biri ayrı bir roman olacak notlarını okumanızı öneriyorum.


Annemiz hep içimizde

2017.3.16 9:39:50

 


Şikago'da yaşayan ünlü Türk genetikçi Hande Özdinler'in annesinin vefatından sonra yazdığı hem bilimsel hem de duygusal yazısını sizinle paylaşmak istedim

Mitokondrisi bende kaldı

Annem vefat etti, onu yıkadık, pakladık, demir tabuta koyup Türkiye’ye uçakla getirdik. Oğlunun üstüne, eşinin yanına, toprağın içine sanki bir tohum eker gibi nazikçe, dualarla bıraktık. Bir ömür bitti, annem gitti...

Ama annemin mitokondrisi bende kaldı. Benim hücremde, benim her hücremde annemin mitokondrisi var. Her nefes alışımda, her kalp atışımda, her elimi uzatışımda, her düşüncemin başlangıcında, ne için enerji harcıyorsa bu vücudum işte orda annemin mitokondrisi var. Annem gitti belki ama mitokondrisi bende kaldı...

Enerji santrali, kaynağı anne

İnsanın başlangıcı olan o ilk iki hücrenin yumurta olanı büyük ve zengindir. İçinde bir hücrenin yaşaması, çoğalması, değişmesi için gerekli olan her şeye ve bir ömür gerekli olacak enerjiyi üretecek mitokondriye de sahiptir.

Mitokondri, hücreye enerji veren, canlı olmasının temelini sağlayan organeldir ve babadan değil, anneden gelir. Anne her çocuğuna enerjisini verir, enerji üretme mekanizmasını verir. Harcanan her enerji annenin çocuğuna verdiği mitokondriden gelir.

Dolayısıyla anneler vefat edebilir ama anneler ölmez!!! Biz farkında olmadan annelerimizi gizli bir şifre gibi her hücremizin içinde taşırız. Annemiz vefat etse de bize enerji vermeye devam eder. Ben bunu yazarken ve siz bunu okurken annelerimizin bizlere miras bıraktıkları mitokondrinin ürettiği enerjiyi kullandık farkında mısınız...

En karmaşık yapı

Mitokondri hücre içindeki organellerin en karmaşık ve ilginç olanlarından biri. Kendine has DNAsı var, kendine özgü kişiliği var, kendisine has proteinleri var, çalışma mekanizması ve prensibi var. Hem enerji üretir hem hücreyi ölümlerden korur, bölünür, çoğalır, hücre içinde dolaşır, nerede enerji lazım oraya gider.

Hücre içinde sanki annemizmiş gibi çalışmaya biz ölünceye kadar devam eder. Ve her kadın mitokondrisini çocuğuna armağan eder, dolayısıyla hayat enerjisi anneden anneye geçer.

Bu yüzdendir ki kim nerden gelmiş, kim kimin atası diye insanlık tarihi araştırması yapıldığında erkeğe değil, kadına bakarlar. Analarımızın mitokondri DNA’sına, o DNA’nın nerelere gittiğine, kimlerden kimlere geçtiğine bakarak yaşam enerjisinin haritasını çıkararak bilirler kimiz ve nereden geldik...

Ben bugün laboratuvarımda mikroskopumun başında annemi düşünüyorum. 15 Ağustos sabahı vefat etti annem, elimden bir su tanesi gibi kayıp gitti...

Annem benim vefat etti ama ölmesi mümkün değil, çünkü mitokondrisi bende kaldı...


Hande Özdinler


12
Üye Girişi

E-Posta Adresiniz:

Şifreniz:

Sitemize Üye Olun

Şifremi Unuttum

Anket

En severek okuduğunuz Sır Kadın hangisi?

Psikolog Işınsu Gündüz
Bodoslama
Cygnus
Dekolte
Pure Love
Olgun Kadın
Alora
Külkedisi